Sedat Peker'in Röportajları

Revizyon Dergisi Röportajı

AYIN SEDAT PEKER'in REVİZYON DERGİSİ RÖPORTAJI

Revizyon : Her ne kadar içinde bulunduğunuz durum , genelde bakıldığında peşin hükümlü bir perspektifle karanlık alemin bir mensubu olarak görünüyor ise de,acaba bu yolda bir başka örgütün önünü kestiğiniz için bu suçlamalarla karşılaştığınız ve sonucunda burada bulunduğunuz 'savı' doğru olabilir mi?

S.Peker : Sizinde belirttiğiniz gibi bulunduğum yerin görünüşü bakan kişinin duygu yoğunluğu ve hayat görüşüne bağlı.Ben buna genelde bakabilmek ve görebilmek diyorum.Tabi ki daha sonrada gördüklerinizi nasıl yorumladığınız önemli.İnsanlar, özellikle mantıklı olanlar yaptıkları işin sağlamasını yaparlar.Bende yaptıklarımın doğruluğunu şu şekilde yaparım.Yaptıklarımın neticesinde yüreklerini kaburgalarının arasından çıkarıp avucunun içine alabilecek samimiyeti ve cesareti gösteren kişiler(mevki ve makamları asla önemli değil)yaptıklarımı doğru bulur ve desteklerse ,yaptığım sağlamanın cevabını pozitif kabul ederim.Yaptıklarımdan dolayı sömüren kitlenin bölücü örgütlerin,insanlık düşmanı sadist kişiliklerin,uyuşturucu baronlarının ve bu kişilerin toplum içindeki papyonlu ve smokinli temsilcilerinin nefretini kazanmışsam pozitif çıktığının göstergesidir.Bulunduğum yere gelmemde bu toplulukların bazı iyi niyetli insanları da kullandıkları şimdilik başarılı olduklarına inanıyorum.Ama Napolyon'un şu sözünü de onlara hatırlatırım.'Kazanılmış anlık zafer asla gerçek zafer değildir'

Revizyon : Haklı veya haksız kabarmış onca suç dosyasına rağmen,kamuoyu yine de beklenen o olumsuz tepkiyi vermedi size.Niçin dersiniz?

S.Peker : Mutlu anlarım,mutsuz anlarım,dövüşçü niteliğim,barışçı kişiliğim,mantıklı veya mantıksız hallerimde,yani kısacası hayat çizgimle toplumun gerçek bir parçasıyım.Parçası olduğum insanların beni ve düşüncelerimi anlayabildiklerini zannediyorum.Bazen kendi kendime şöyle düşünüyorum;yetmiş milyon insanın hakkını yemiş,aldıkları devlet kredilerini zamanında veya hiçbir zaman ödememiş kişilerin sahip olduğu medya kuruluşlarının yazdıklarımı doğru?

Yoksa cezaevi görevlilerinin tabiriyle 'herhalde tüm postaneler size çalışıyor' cümlesinden çıkan anlamdan da anlaşılacağı üzere halktan gelen sınırsız sayıdaki mektupların yazdıkları mı doğru?

Bu enteresan çelişkinin cevabını tüm cevapların sahibi olan Yüce Yaratıcıya bırakırım.

Revizyon : Aslında resmin bütününü görmeyi ya da tasarlamayı becerebilenler için sistem içinde siz ne sebep, ne de sonuçsunuz demek mümkün.Eğer siz de böyle düşünüyorsanız bu gerçeği keşfettiğinizde ''İNANMAK'' artık sizin içinde zor,ağır ve ender bulunan bir ''KABİLİYET MESELESİ'' haline dönüşmedi mi?

Bedel ve mutluluk

S.Peker : İnsanlar inandığı değerlere,inandığı oranda hizmet eder.Hizmet ettiği oranda da bedelini öderler.Şahsımın bulunduğu yerin benim için hiçbir önemi yok.Benim için önemli olan tek şey bedel öderken bile mutlu olabilmektir.Şu an çok mutluyum.

Revizyon : Sizin amaç diye yücelttiğiniz değerlerin,birileri için araç olabileceği ihtimali hiç aklınıza gelmedi mi?En azından başınıza gelen şu talihsiz olaylar sizi şüphe denizinde boğmaya yetebilecek kadar çelişkili değil mi?Bundan sonrada mevcut duruşunuzda ısrar etmeyi becerebilecek misiniz?

S.Peker : Hayatımın hiçbir döneminde sizin tabirinizle şüphe denizinde boğulmadım.Herkesin inancı,mücadelesi kendi ve doğruları içindir.Çocukluğumdan beri benim tek doğrum ve isteğim diyebileceğim şey;bu dünyada yaşarken dostlarıma karşı boynu bükük olanlardan olmamak,öldükten sonrada, huzuru mahşerden önce çıkarılacağımız mahkeme-i Kübra'da bizleri yaratan Yüce Yaratıcının ve tarihimize yön vermiş yüce ecdadımızın huzurunda boynu büküklerden olmamak. Mevcut duruşumda ısrar etmemek gibi bir lüksüm yok,çünkü bu benim fıtratım.Değişime inanan ve değişime açık bir insanım.Ama bu duygu yoğunluğu benim olmazsa olmazım.

Revizyon : Aslında, ancak deniz kenarına kadar sürülebilir ayak izleri, ama denize girdikten sonra ne iz kalır ne de nişan.O yüzden bu noktaya nasıl geldiğinizden ziyade ne şekilde geldiğinizi sorsak cevabınız ne olurdu?Yani Türkiye'de üstelik her biri farklı alanlarda sivrilmiş bir çok isimle,bir şekilde kurduğunuz ilişkiler yumağını düşünürsek,size yaverlik eden şans mı,talih mi,tesadüf mü,kader mi,yoksa bilinçli bir strateji miydi?

S.Peker : Yaşadığım süre içersinde şans meleği gelip hayatımı değiştirecek diye bekleyen insanlardan olmadım.Ama şans yoktur diyen karamsarlardan asla olmam.Bence şans meleği inandığı değerler için mücadeleye hazırlanmış kişilere yardım eder.Varılacak liman aynı ise gemilerin farklı yolları takip etmesinin bence fazla önemi yok.Dostluk kurduğum insanların hepsi onurlu insanlardır.Hepimizin isteği belki aynı limana gitmek ama belki yollarımız farklı. Gidilecek liman,mensubu olduğumuz ırkımızın dünya konjöktüründe hak ettiği yere gelme mücadelesidir.

Revizyon : Sosyolojik açıdan baktığımızda sosyal,ekonomik ve hatta dinsel açıdan çok ciddi bir sınıf atlaması yaşadığınız bir gerçek.Aslında bizim coğrafyanın insanı için hiçte nadir değildir bu sınıfsal geçişler ve yadırganamazda.Sosyal adaptasyon bir yana,ekonomik duruşunuzla ilgili bazı tedbirleri ıskalamış olabilir misiniz?Lakin kamuoyu sizi hep sırça köşklerde,lüks tüketimin doruğunda,özel uçaklarda,limuzinlerde,sefa içinde çekilmiş fotoğraf kareleriyle beraber algılıyor,Sahi siz o kadar zengin misiniz?

S.Peker : Beni tanıyan tüm dostlarım şu özelliğimi çok net bilirler;hayatımın hiçbir döneminde parayla işim olmaz.Zannederim ki pratik zekamdan ötürü hızlı para kazanmasını becerebiliyorum.Ama bunları hiçbir zaman yatırıma dönüştürme gayretin de olmadım.Hayatımın hiçbir dönemin de yat sahibi olmadım.Uçağım da olmadı.Çok cüzi paralarla bunları kiralayabilirsiniz,Yaşadığım evlerin kiralık olduğunu beni tanıyan dostlarım bilir.Yaşamım boyunca ezik kalmayı sevmedim.Kazandığım paralarla düzinelerce yatım,uçağım,villam olabilirdi.Bana çok saçma geliyor.Tabi bana saçma gelenler diğer insanlara çok doğru gelebiliyor.Bir gün, bir arkadaşım büyük bir inşaat firması kuralım dedi.Kendime bir şeyler ayırmanın doğru olacağını düşünmüş.Bende kendisine gülerek şu cevabı verdim: depremler oluyor bak bütün binalar yıkılıyor,ben insanların gönlüne apartman dikiyorum.Bu diktiğim binalar yaşadığım dünya da iç huzur ve cesaret,hak dünyada da onur ve şeref mertebesi olarak bana geri gelecek. O arkadaşım umarım ne anlatmak istediğimi anlamıştır.

Komplo Gerçeği

Revizyon : Önce size komplo kurulduğunu söylediniz,sonra devleti yönetenlerin(aleyhinize de olsa)kararına saygı duyacağınızı belirttiniz.Bu iki söylem arasın da geçen zaman içinde ne oldu da fikrinizi değiştirdiniz?Yoksa size komplo kuran devletle,gerçek yöneticilerinden çıkarmamız gereken anlam farkı mı?

S.Peker : Bana komplo kuruyorlar dememim sebebi maddi delillere dayanıyor.Eğer bu operasyon şahsıma yapılmasaydı kısa bir süre içinde Organize Şube'nin bazı üst düzey yöneticileri tutuklanacaktı.Ben cezaevine girdikten bir ay sonra hakların da 3 ayrı dava açıldı.1nci dava geçmişte yapılan işkenceyi örtbas etmek için yaptıkları baskı idi.Dava açıldı.İstanbul 7nci Ağır Ceza Mahkemesinde halen devam etmektedir,2nci dava suç oluşturmak kastıyla komplo kurarak görevi kötüye kullanmak.Suçlamam eldeki delillerle desteklenmiş Fatih 1nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştır.3ncü şikayetim menfaat temin etmek amacıyla komplo kurup görevi kötüye kullanmak.Eldeki deliller ve şikayetim uygun görülmüş Fatih 4ncü Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştır. Bana komployu düzenleyenler Organize Şube'deki 3 üst düzey yönetici. Arkalarında ki güç ise içişleri bakanlığının üst düzeyidir.Yaptığım şikayetlerin bir nüshasını da içişleri bakanlığına vermiştik.Bakanlık müfettişleri bu kişileri suçsuz bulmuş ama Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı'nın polis suçları bölümüne bakan birimi ise üç şikayetimizden de suçlu bulmuştur.Bakanlık üst düzeyi suçları sabit olduğu halde bu yetkililere güvence vermiş,haklarında işlem yapmamış ama benim de imha edilme şartım ön koşulmuştur.İçişleri Bakanlığının şu anda ki durumu herkes tarafından bilinmektedir.Geçmişte çatışmalarda öldürülmüş veya halen yaşayan bir çok uyuşturucu kaçakçısında İçişleri Bakanlığı imzalı taşıma ruhsatlı silahlar vardır.Komplo kuranlar gerçek devlet değildir.Benim için gerçek devlet Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir.Ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne teslim oldum ve onun vereceği her kararı da şerefle kabul ederim.

Revizyon : Her şeyden önce siz bir babasınız.Çocuklarınızla ve ailenizle daha dingin ve huzurlu bir yaşam sürmek adına,eğer elinizde olsaydı daha sıradan,şaşaasız ve kendi halinde bir hayatı tercih eder miydiniz?Bir memur,bir öğretmen,bir işçi yada herhangi bir esnaf gibi yaşamaya tahammül eder miydiniz?

S.Peker : İlk gözaltına alınışımdan bir süre önce çocuklarım Celalhan ve Serdarhan Playstation oynamak istemişlerdi.Ben de çok iyi oyuncu değilim,bana yardım ederseniz olur demiştim.Oynayacağımız oyunu 8 yaşındaki büyük oğlum Celalhan seçmişti.”-Baba ben filmde ki mafya olayım mı?” dediğin de birden hiddetlendim,”-niye mafya filmi oynuyorsun?Sonra neden mafya karakterini seçiyorsun?” dedim.Bana cevap olarak sadece gülümsedi.Yani baba ben bir şeyler biliyorum der gibi.O gün kalbimin çok acıdığını hissettim.Ama çok acıdığını…..

Çocuk yaşımda hangi inançlarla ülkeyi sömüren gerçek mafyayla savaşmak için yola çıkmıştım.Ama onlar ellerindeki imkanlarla halkın bir bölümüne kalkıp beni mafya olarak tanıttılar.Zannederim büyük oğlumda bunlardan biriydi.Sıkılmadan üşenmeden ona anlattım.Kendisi daha 8 yaşında ama Türk Tarihi Ve Din Bilgisi kendi yaşıtlarına göre değil 25 ve üzeri yaş grubu için düşünürsek bile çok üstlerde.Artık çocuğumda gerçek mafyanın ne olduğunu öğrendi.İnsanlarımızın milyonlarca dolarını çalıp daha sonra da bilmem hangi fokları kurtarma ve yaşatma faaliyetlerine 50,000 dolar bağışladı diye iyi insan görünüp,şilt alanların kim olduklarını öğrendi.Lütfen yanlış anlaşılmasın fokların kurtarılmasına karşı değilim.Ama öncelikle smokinlerinin,papyonlarının altında ki çaldıkları paranın milyon da birini yardım diye vererek kendini iyi insan gösteren bu yaratıklardan dünyamızı,vatanımızı kurtarmanın daha öncelikli görev olduğuna inananlardanım. İnandığım değerler için ödenecek bedel çocuklarımdan ayrı kalmaksa, bundan bile zevk duyarım.

Revizyon : Hayattan umduğunuz en büyük zevk nedir ve kendinizi bu sevincin ne kadar uzağında, yakınında yada içinde hissediyorsunuz?

S.Peker : Hayatımda ki en büyük sevincim,yaşadığımız dünyadan ebedi istirahatgahımıza geçene kadar dostlarına karşı boynu bükük olanlardan,ebedi istirahatgahımızdan hak mahkemesi mahkeme-i Kübra'ya çıkarken de Mevla ve şanlı ecdadın huzurunda boynu bükük olanlardan olmamaktır.Her canlı gibi nefis taşıdığım için başarabilir miyim bilmiyorum,Ama şu ana kadar durumu idare ettiğimi sanıyorum.

Revizyon : Anlatacaklarınız veya belgelendirebilecekleriniz ile adaletin sizi temize çıkaracağınıza inanıyor musunuz?Ya da bunun yeterli olabileceğine diyelim.

S.Peker : Adaletin beni temize çıkarıp çıkarmayacağı ile veya bunun yeterli olup, olmayacağı ile çok ilgilenmiyorum.Çünkü ben suçsuz olduğumu biliyorum.Eğer ben haklıysam şu an veya 500 sene sonra hakkımın bana iade edileceğine inanıyorum.1500 yılların da kilise tarafından cadılık suçlamasıyla yakılan(tabi ki İngiltere kralının baskısıyla) Jean Dark'a 500 sene sonra itibarını iade eden yüce yaratıcıdır.Dinlerin cadılık ve büyücülüğe karşı bakışı sizlerinde malumunuzdur.İnsan olarak bile kabul etmezler ,bu yüzden yakılarak öldürülürler.O iğrenç ûnvandan 500 yıl sonra azize ûnvanını kazanmak,ilahi adalet değil de nedir?

Yüce yaratıcı hiçbir kulun arasında ayrımcılık yapmaz.Eğer bir hakkımız varsa bir türlü muhakkak iade edilir!

Revizyon : Ön plana çıkardığımız ulusalcı kimliğimiz,sizi elinizde var olduğu iddia edilen güçle,bir başka bölücü örgütün finans yollarına taş koymanızdan ötürü suçlanmanızda aleyhinize bir durumu yaratıyor?

Yardım ayrı,görev ayrı S.Peker : Bazı sorular cevabını kendi içinde taşır. Bu soruya cevap vermek zorunda kalmadığımdan dolayı teşekkür ederim.

Revizyon : Şehit ailelerine ciddi boyutlarda yardım ettiğiniz biliniyor.Bu vatan için sizde şehit olabilir misiniz ?

S.Peker:Sorunuzdaki yardım hitabesine katılmıyorum,görev ayrı şey ,yardım ayrı şeydir.Şehit aileleri inanç değerlerimizin mihenk taşlarından biridir.Bu yüzden ayakta tutulması gereken en soylu topluluktur. Kendilerine karşı görevlerimi yerine getire bilmişsem bundan şeref duyarım.Ben Kafkas asıllı Karadenizli bir Türk ailesinin çocuğuyum .Bizim öğretmenlerimizde,şehit çocuklarına devlet başkanlarının çocuklarından daha çok saygı gösterilir.Bu öğretilerle büyümüş olan şahsım şehitlik mertebesine ulaşmayı şeref addeder.

Revizyon : Niçin içerdesiniz,suçunuz ne,tespit edilmiş ,kanıtlanmış bir suçla mı cezalandırılıyorsunuz?

Bedel ve mutluluk S.Peker : Daha önce yargılandığım, suçsuz bulunduğum,şikayetçi olduğumuz kişinin ise (ismimi kullanan) suçlu bulunup halen cezaevinde olduğu bir olaydan tutuklandım.Yani şaka gibi…Yargılandığım dosyayı oluşturanlar,suç oluşturmak amacıyla komplo kurarak görevi kötüye kullandıkları içinde yargılanmaya başladılar.Yani ben bu dosyadan dolayı sanığım,dosyayı hazırlayan yetkililerde bu dosyayı komplo kurarak hazırladıkları için sanıklar,gerçekten şaka gibi değil mi?

Revizyon : Sizce medya da mı sizi infaz etmek istiyor?

S.Peker : Daha önceki cevaplarımda da söylediğim gibi gazetelerin hakkımda yazdıklarının veya televizyonlarda söylenen sözlerin benim için önemi yok.Önemli olan emel defterime nelerin yazılacağı, hak dünyaya geçtikten sonra insanlar tarafından hakkımda ne söyleneceğidir.Geri kalanı benim için gazoz ağacı.Benim hayatımda gazoz ağaçlarının hiçbir önemi yoktur.

Revizyon : Devletinize küs müsünüz?

S.Peker : Bizler devlet başa kuzgun leşe öğretileriyle büyümüş insanlarız.Böyle bir lüksümüz asla olamaz.

Revizyon : Birçok üst düzey siyasetçi ve askerle ilişkileriniz olduğu biliniyor.Bu insanlardan size destek gelmedi mi?

S.Peker : Ben dostluk kurduğum insanlardan hiç bir zaman yardım beklemem.Zaten benim bildiğim, her vakit namazında veya her gece yatarken ellerini açıp yüce yaratıcıya dua eden çok yardımcım var. Daha fazla yardıma ihtiyacım yok. Çocukluğumdan beri şu sözün geçerliliğine hep inandım "Doğruların gözle görülmeyen orduları vardır" zaten biz doğruysak yardıma ihtiyacımız yok.Gözle görülmeyen ordularımızın emrimizde olacağına inanıyorum.

Revizyon : Devlet için çalıştığınız ve derin devletin mensuplarıyla birlikte olduğunuz söylenir, bu doğru mu?

S.Peker : Derler.Her bir şeyleri söylerler …

Revizyon : Uyuşturucu,silah ve kadın ticaretiyle beslenen, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü parçalamak için çalışan, PKK benzeri yasa dışı örgütlerin,orduyu, emniyet güçlerimizi acımasızca hedef aldıklarını, umulmadık yerlerde, zamanlarda askeri konvoyları, askeri ve mülki ekranı, valileri,emniyet müdürlerini gözlerini kırpmadan vura bildiklerini gördük. Milletçe çok büyük acılar yaşadık. Şimdilerde ise Türkiye'de her kesimden insanın iddiası olan "İstanbul'da kürt mafyasının önü açılıyor" söylemlerinin doğruluk payı Türkiye'yi sizce nasıl bir kaosa sürükler?

S.Peker : Kürt mafyasının önü açılıyor sözü bence gözlemleme yeteneksizliğidir. Önü açılmamaktadır. Zaten uzun yıllardır programlanmamış şekilde kendilerine tüm Türkiye teslim edilmiştir, herkese geçmiş olsun. Hislerimin çok yoğun olduğu söylenir. Genelde yaşanacak her şeyi 10-15 sene öncesinden görürüm. Bunu benim üstün bir meziyetim olarak yorumlarlar. Tabi ki gülerim hem de çok. Bir düşünürün dediği gibi "Gökyüzünün mavi olduğunu anlamak için gökyüzüne çıkmaya gerek yok kafayı kaldırıp bakmak yeterlidir." Tekrardan ülkemize geçmiş olsun. Bu geçmiş olsun tanımını 15 sene sonra her kes daha iyi anlayacaktır.

Revizyon : Sizi herkes farklı tanıyor; kimilerine göre deforme olan sistemin yok ettiği, kimi kurumların birey hayatında yol açtığı olumsuzlukların giderilmesinde bir, "araç", kimilerine göre ise bu olumsuzlukların ortaya çıkardığı, normatif olmayan bir "aygıt". Siz hangisi oluyorsunuz,birincisi mi,ikincisi mi; yoksa her biride mi?

S.Peker : Sorunuzda belirttiğiniz birinci veya ikinci şık değilim her ikisini toplamı olan üçüncü şık da değilim ben Sedat Peker'im.

Revizyon : Adalet size göre? Adil olan nedir? Adaletin dağılması mıdır asıl olan,yoksa paylaşılması mıdır?

S.Peker : Gerçek olan yüce yaratıcının buyruğudur. Bizler yaşadığımız yüzyıllara göre adaleti dağıtmaktır ve bunu insanların doğru bildiği şekilde paylaşmasını sağlamaktır.

Revizyon : Öyle bir ülke var mı,sizin kendiniz olabileceğiniz ve düşündüğünüz şeyleri,istediğiniz gibi yapabileceğiniz?

S.Peker : Gençliğimin ilk yıllarından hayallerimi bilen bir devlet yetkilisi (şu an emekli)bana okuduğu kitaptan bir bölüm söylemişti. Senin aradığın yeri arayan birisi varmış, bütün ömrünü tarif edilen yeri aramakla geçirmiş. Tarif edilen hiçbir yer doğru çıkmamış. Aramış olduğu yer insanların bir birine yalan söylemediği,insanların bir birini aldatmadığı, insan onurunun her şeyin üstünde sayıldığı, ırmak kenarında tayların özgürce gezdiği, o taylara da biraz önce tarif ettiği insanların bindiği bir yermiş. Ömrünün sonuna doğru son tarif edilen adrese içinde ki son bir umutla yola çıkmış.Verilen adrese varıldığında kupkuru ırmaklar, harabe yapılar, sokaklarda sadece inler ve cinler top oynuyormuş. Sadece kafasın da şapkası olan ölümü bekleyen bir insan varmış. Bütün ömrünün burayı arayarak geçtiğini söylemiş oradaki adama. Irmaklara ne oldu? Dünyanın en güzel atları nerede? Dünyanın en iyi insanları hani buradaydı demiş. Cevap ise:galiba sorunuzun cevabıymış. O güzel insanlar o güzel atlara bindiler,bir daha geriye dönmemek ve bulunmamak üzere bilinmeyen yerlere gittiler.

Revizyon : Sizin dünyanız diyelim:dışarıdan bakanların gözüyle soruyorum;ne kadar berrak ve ne zaman sular bulanıyor

Buna cevap veremem S.Peker : Sorduğunuz soruya benim cevap verebilmem mümkün değil.Bu sorunun cevabını dışarıdan insanlara sormalısınız.Ama eğer benim gözümde nasıl göründüğünü merak ediyorsanız;iyi niyetle yaklaşıldığında her zaman berrak,kötü niyetle yaklaşıldığında her zaman bulanık.İyi niyetle yaklaşanlara hümanist ikramlar,kötü niyetle yaklaşanlara da hak ettiği ikramlarda bulunurum.

Revizyon : Siz aynı zamanda bir Avrasyacısınız.Avrasya ütopyanız nedir,nerelere kadar uzuyor ve Türkiye bunu neresinde yer almalı?

S.Peker : Ben Avrasyacı değilim.Benim en büyük derdim zaten kendimi anlatamamış olmak,ben Türk birliğini savunuyorum.Diğer Türk devletleri ile sosyal,ekonomik,kültürel manada ciddi işbirliği yapmak kurulacak bir konfederasyonla dış politika da ortak hareket etmek. Yani unu olan ununu, şekeri olan şekerini, yağı olan yağını getirecek oturup hep birlikte helva yapacağız. Küreselleşen Dünyada güç,birleşimdir.Dünyayı yöneten bütün dev şirketler dahi evlilikler yaparak birleşiyorlar.Benim önceden beri tez;Avrupa birliği'nin içinde bir Türkiye ve Türk devletlerinin arasında kurulmuş olan bir üst konferederasyon tarafından yön verilen Türk devletler topluluğuyla,Avrupa'nın bize sağlayacağı güçle diğer ırkdaşlarımızı sömürü düzeninden koruyabilmek.Avrupalılara da ,'biz aslın da yetmiş milyon değil üç yüz milyon kişiyiz diye hissettirip gelecekte bu birliğin lideri olmak.Altıyüz-yediyüz sene sonra insan vücutlarının yüzde altmışı,yüzde yetmişi yine insanlar tarafından üretilmiş organlar tarafından oluşacak.O zaman belki tek tanım Dünyalılık olacak.Ama şu anda ayakta kalmamızı ve güçlü olmamızı sağlayacak tek etken akıllı politikalara dayandırılmış,milliyetçi duygular taşıyıp Dünya ile entegrasyonunu sağlamış bir yapı oluşturmaktır.

Revizyon : Bir hayli sert gözüken duruşunuzun gölgesin de kalmış belli bir estetik anlayışınız var,ahlak için yüzyıllardır damıtılan kurallardan derlediğiniz bir yaklaşımınız var,felsefeyle ilgileniyorsunuz,tarih okumayı sevdiğinizi biliyoruz;etik -estetik-tarih için neler söyleyebilirsiniz?

S.Peker : Tüm insanlık tarihini bir yapı gibi hayal edebilirsek;milattan önce yaşananlar bu yapının temeli,milattan sonra yaşananlar ise bu yapının katlarıdır.Gelecekte yaşanacaklar ise yeni çıkılacak katlardır,benim için tarih öğretiler yumağıdır.Etik ve estetik ise öğretilerin kişilere ve toplumlara göre damıtılmış halidir.Bu yüzden kişilerin ve toplulukların etik ve estetik değerleri birbirlerinden faklıdır.

Revizyon : Ortadoğu,içinde zorunlu olarak yer aldığımız bu coğrafyada,bizim tarihi rolümüz ne olmalı?Arap-İslam alemi ile türdeşliğimiz bir arada yürümemiz için yeterlimi,yoksa biz başka yol arkadaşları ile mi yürümeliyiz?

S.Peker : Milli menfaatlerde,uluslar arası politikalarda duygusallık olmaz.Haklarımıza saygı gösteren,kendi haklarını korumayı bilen her milletle dostluk,arkadaşlık yapılır.Uluslararası ilişkilerde aynı dine inanmak yeterli gelmiyor yoksa Araplar dış politikada bizi bu kadar yalnız bırakmazlardı.

Revizyon : Çin diye soralım:21nci yüzyılın parlak imparatorluğunu bir finans imparatorluğu gibi kurmaya çalışıyor: 21nci yüzyıl da Çin'in rolü ne olacak size göre?

S.Peker : Şanghay beşlisini oluşturmaya çalıştıkları ilk dönemlerde yani benim gençliğimin ilk yıllarında Çin ve Hindistan'ı ciddi bir şekilde incelemeye değer buldum ve bu güne kadar inceledim.Taklit-kopya üretimini ekonomisine lokomotif olarak belirlemiş Çin, bilgisayar yazılım mühendisliğine ekonomisine lokomotif olara belirlemiş olan Hindistan gelecekte çok daha sürprizler yapacak.Önümüzdeki 25 sene Çin'in ciddi gelişimine tanık olcağız ama benim favorim sizlere komik gelse bile Hindistan'dır.Lokomotifi özel olanlar kısa sürede önündeki devletlerle arasındaki açığı kapatır.Daha sonra hızlı bir şekilde öne geçer.Bilgi çağında yazılım mühendisliğinden çok daha iyi bir lokomotif düşünemiyorum.

En etkili isim:Gates. Revizyon : Rusya ve Putin ikilisini son Osetya krizine bakarak nasıl değerlendirmek gerek? Kafkaslardaki 18 otonom,yarı otonom ve bağımsız devlet yapısı Rusya'nın elinden uçup gidiyor mu sizce?

S.Peker : Putin çözülme sürecini yavaşlatmış olabilir ama dağılım olması kaçınılmaz bir son.Hissedebildiğim kadarıyla elde ki kalanlar lafı yani 18 otonom yarı otonom devlete sömürebildiği kadar sömürecek ama dediğim ayrılık kaçınılmaz.

Revizyon : Dinlerin kardeşliği:Bir masal mı,yoksa 21nci yüzyılın olmazsa olmazımı? Bir de AB birliği rüyası……

S.Peker : Bence masalları güzel yapan yaşanılmayacak,sadece hayal edebilecek kadar güzel olmasıdır.Dinlerin kardeşliğine inanıyor ve destekliyorum ama kendimizi kandırmaya gerek yok.Menfaatlerin çakıştığı yerde bazıları tarafından dinlerimiz bahane edilerek yeni savaşlar yapılacaktır.Aslında bütün dinler insanlığa barış için gelmiştir.Ama liderler barış için gelen dinleri savaş için kullanmışlardır.Kara mizah buna denir herhalde.Barış için gelmiş olan dinler adına binlerce senedir insanlar birbirlerini öldürüyorlar.

Revizyon : Modern zamanların peygamberi kim,ne? Bir metafor(mecaz)olarak tanımlamak gerekirse?

S.Peker : Mecaz olarak ta olsa bu ibareyi uygun bulmuyorum.Çünkü peygamberliğin tamamlandığına inanıyorum ama soruyu şu şekilde değiştirirsek 'Modern zamanların en etkin kişisi kimdir? 'Bill Gates'tir herhalde.

Revizyon : Özturkler.com:Tüm dünyada ki Türk'leri kapsayan bir fikir sitesi,sizce amaçlarına ulaşıyor mu?

S.Peker : Öztürkler internet sitesi gençliğimin hayalini kurduğum bir yapıydı.300 milyon insanı açık hava kahvesinde toplamak birbirleriyle tanıştırmak gibi.Bildiğim kadarıyla(kesin)bir ırkın özelliklerini anlatan yirmi bin sayfadan oluşmuş üç dilde yayın yapan tek internet sitesidir.Zannediyorum sanal dünyada kültür siteleri arasın da dünya genelinde bir çok birincilik almıştır.Şu an amacına ulaştığını söyleyemeyiz,çünkü diğer Türk devletlerinde de Türkiye'de de internet kullanıcıları çok yaygın değil.Bu siteyi kurmadan önce Bulgaristan ve Romanya'da yaşayan Türk'lere dernekler kurmuştuk ve bunun diğer Türk devletlerinde de kurulması çalışmalarını başlatmıştık.Dostluklar ve arkadaşlıklar geliştirmek adına zannederim ki çok ciddi başarılar elde ediyorduk.Romanya'da bulunurken arandığımı öğrendim.Özel uçak tutup Türkiye'ye geldim,o gün bu gündür de başıma gelmeyen kalmadı zaten.Bu şartlarda dahi,bu zorlamalar dayatmalar karşısın da Öztürkler internet sitesi başarılı bir şekilde yayın hayatına devam etmektedir.

Revizyon : Toplumsal sorumluluğunuzu milli kriterlere göre ifade eden bir kişisiniz,ülkücü değil,Turancı olduğunuzu dile getiriyorsunuz.Turancılık ile Ülkücülük arasında ki fark size göre nedir ve Sedat Peker için bundan sonrası ne olacak?

S.Peker : Ülkü amaç,ülkücü ise amaç sahibi kişi demektir.Yani bütün insanlar kendi inançlarının ülkücüleridir.Ülkemizde ülkücülük,bir partinin sembolü gibi olduğun da bu sıfatı hiç kullanmadım.Çocukluğumdan beri ben hep Türk'çüyüm dedim.Yani benim ülküm Türk'çülük ve Türk birliğidir.

Sedat Peker bundan sonra da Sedat Peker olacaktır.
Ziyaretçi Defteri
kayhan öztürk Gönderi no: 154857  /
kayhan öztürk
Başkanım artık yeter. Artık öne geçme vakti geldi. Kurun bir parti. Hodri meydan deyi verin. Bir sıkımlık oy hakkımız var. Buyuk bir heyacan ile o kutlu geceyi bekleyelim.
Gkhnkraaa@gmail.com Gönderi no: 144076  /
[email protected]
Reisim bu vatanin bu milletin bu devletin sizin gibi delikanli insanlara ihtiyaci var. Cocuklugimdan beri yasam tarzi olarak sizi ornek aldim, tanisabilmek insallah birgun nasip olur.. Tabiki sizlere benim gibi binlerce insanlar tanismak istiyordur mutlaka allaha emanet olun reisim
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız