Duyurular

SÜNNİ-Şİİ SAVAŞINI ÇIKARAMADIKLARI İÇİN CIA VE MOSSADCILAR ÇILDIRIYORLAR!

Kıymetli dostlarım, Çok uzun yıllar önce fetöcülerin bazılarını tanıyabildiğim için haklarında bazı şeyler bildiğimi zannediyorum. Ancak emin olduğum tek nokta; hepsinin, yani askerinin, polisinin, savcısının, iş adamının, öğretmeninin kısacası tümünün Şii düşmanı olarak yetiştirilmiş olduğudur.

Şiilik mezhebine düşman olmalarının sebebi Sünnilik hassasiyetinden ötürü asla değildi. (Tabi ki içlerinde saf olanlar bunu bilmiyordu.) Bu kadrolar yetişip devleti ele geçirdikten sonra, diğer Sünni Müslüman devletlerle birlikte İran ve onun etkisinde olan Şiilerin yaşadığı coğrafyalara savaş açılacaktı.

Bunun sonucunda taktir edersiniz ki tüm İSLAM COĞRAFYASI, modern dünyanın yüzyıllarca gerisine düşecek ve tamamı bugün yıkılmış olan Halep ve diğer şehirler gibi olacaktı.

Bu uluslararası projeyi hazırlayanlar herkesin tahmin edeceği üzere cia, mossad ve dünyayı yönettiği iddia edilen 5-10 aileydi. Fakat onların bilmediği veya anlayamadığı YÜCE ALLAH’ın tuzak kuranların en hayırlısı olduğuydu.

Sonuç olarak fetö kadrolarının Türkiye’yi ele geçirememiş olmaları, şuan ülkemizi yöneten liderlerin de aklı selim davranıp onların dinimizi sürüklemek istedikleri Şii-Sünni savaşına, daha doğrusu oyununa gelmeyerek büyük oyunu bozdular.

3-4 sene önce ışid diye bir örgüt kurdular. Tüm dünyanın nefretini kazanan bu örgüt en çok da Şiilerin, Nusayrilerin, Alevilerin tepkisini kazandı. Bu mezheplere bağlı olan insanlar ışidcilerin yaptıklarını Sünnilerin kendilerine yaptığı bir zulüm olarak gördüler. Ve tüm Şii dünyasında gizliden gizliye inanılmaz bir Sünni düşmanlığı başladı.

Farkındaysanız son 1 senedir de Şii mezhebine mensup olan haşdi şabi diye bir örgüt çıkardılar. Bu örgütün uygulamalarından tüm dünya rahatsız. Ancak en çok rahatsız olan şüphesiz Sünni Müslüman dünyası.. Adeta çıldırmış gibiyiz. haşdi şabi mensuplarının başlarına çok kötü şeyler gelmesi için sürekli dua etmekteyiz.

Kıymetli dostlarım, ülkemizin başında olan Sayın Cumhurbaşkanımızın sıkça kullandığı bir hadis var. Mü'min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz. Tarihte yaşadığımız hatayı bugün yaşamamalıyız. Bu kadar profesyonelce hazırlanan ama kalp gözüyle baktığınızda basit bir plan olduğu anlaşılan bu oyuna gelmemeliyiz.

Rus başkonsolosuna yapılan suikast bu planın bir parçasıdır. İstedikleri hedefe şükürler olsun ki yine ulaşamadılar. Hatta İran, Rusya ve Türkiye’yi birbirine daha çok yaklaştırdılar. Bu kaotik günlerde mezheplerimizden önce hepimizin ortak dini olan MÜSLÜMANLIĞI öne çıkarmamızın kutsal dinimize yapacağımız en büyük hizmet olacağına inanmaktayım.

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER

Ziyaretçi Defteri
Ahmet Yardımcı Gönderi no: 176426  /
Ahmet Yardımcı
Hayırlı günler REİSİM'oyle pusluyduki hava seytan bile musluman gomlegi giyiyordu'fakat cok sukur Allah Azze ve celle basimizdaki idarecilere muslumanla seytani ayirt edecek feraseti vermistir#BİRUMUTTURYAŞAMAK
mihrapdoner@gmail.com Gönderi no: 176422  /
[email protected]
Merhaba Sedat Bey..Sizi yeni tanımaya başlıyorum takip etmeye çalışıyorum. .Buradaki yazınızı okudum çok güzel ifade etmişsiniz fakat bir bölümde 3-4 sene önce IŞİD denen örgüt kurulduktan sonra Şia nın Sünni düşmanlığının başladığını ifade etmişsiniz. Şia nın Sünni düşmanlığı Rasulullah zamanına dayanmakta zira onlar Hz.Rasulullah ı kabul etmemekle birlikte Hz.Ali efendimize Peygamberlik isnâd etmekteler ve biz sünnileri dinden çıkmış olarak görmekteler ve dinimiz kurallarında dinden irtidat edenin yani dönenin cezası ölüm olduğu için bunlar da bizi öyle kabul edip kendilerince infaz yapıyorlar. .yani kendi kusurlarını İslamı kullanarak örtmeye çalışıp hakimiyet peşindeler. ..Şiiler yahudilerden daha tehlikelidir. .acizane belirtmek istedim..aşağıya bir makale ekledim bilginize....ŞİA’YA GÖRE SÜNNİLER Şîa’nın, Sünnîlere Bakışı nasıldır? Eser Adı: Kitabu’t-Tahareh Yazar: Humeyni Humeyni, kitabın 458. sayfasında şu korkunç cümleyi serdediyor: “Bizler, onların kesinlikle kâfir olduklarını söyledik. hatta bazı durumlarda öldürülmeleri vaciptir!” Şia; Şiîlerin seçkin bir topraktan, Sünnîlerin ise başka bir topraktan yaratıldığını iddia eder. Buna göre bu iki toprağın karışımından başka bir tür çıkmıştır ki, onlar da Şiîlerin günahkârları olup bunların toprağına Sünnî toprağı karışmıştır. Sünnîlerde görülen salah ve güvenilirlilik ise onların toprağına karışan Şîa toprağının etkisiyle olduğunu ve kıyâmet günü Şîa’nın günah ve cezalarının Sünnîlere, Sünnîlerin hasenatlarının ise Şiîlere verileceğini iddia ederler(!) Şîa akidesi, ehl-i sünnetin mallarını ve kanlarını mubah sayar. Es-Sadûk, el-İlel’de, Dâvûd b. Ferkad’a isnâd ederek der ki: “Ebû Abdillah’a şöyle dedim: “Nâsıbe (onlar ehl-i sünnete böyle derler) hakkında ne diyorsun?” Dedi ki: “Kanı helâldir, böylelikle senden korkar. Eğer kimse seni görmeden onlardan birinin üzerine duvar devirebilirsen veya denizde boğabilirsen bunu yap.” Dedim ki: “Onun malı hakkında ne dersin?” Dedi ki: “Gücün yettiği kadarını al.” Şiîler, yalnızca kendi doğumlarının dışında hiçbir doğanı temiz görmezler. Haşim el-Bahranî, el-Burhan adlı tefsirinde, Meysem b. Yahya’dan o da Cafer b. Muhammed’den rivâyet ediyor: “Hiçbir yeni doğan yoktur ki iblislerden bir iblis onun doğumunda hazır bulunmasın. Eğer doğan çocuğun bizim Şîamıza âit olduğunu öğrenirse şeytan uzaklaşır. Şîa’mızdan değilse, şeytan parmağını onun dübürüne sokar; zekerinden çıkarır. Eğer kız ise, parmağını fercine yerleştirir ve o facire olur. İşte o anda çocuk annesinin karnından çıktığında şiddetle ağlar.” Hatta Şiîler, Şîa dışında bütün çocukları, veled-i zînâ sayarlar! Nitekim el-Kuleynî, er-Ravdatu Mine’l-Kâfî adlı kitabında Ebû Hamza’dan, o da Ebû Cafer’den diyerek şöyle nakleder: “Ona: ‘Bazı arkadaşlarımız muhaliflerine iftira atıyorlar.’ dedim. Bana: ‘Sussan iyi olur.’ dedi ve ekledi: ‘Vallahi ey Ebû Hamza! Şîamız dışında bütün insanlar fahişe çocuklarıdır.’ dedi.” (Hatta Şîa, ehl-i sünneti, Yahûdî ve Hıristiyanlardan daha beter tekfir eder. Zîra onlara göre Yahûdî ve Hıristiyanlar aslen kâfir olup ehl-i sünnet ise dînden dönenlerdir. İrtidad küfrü, icma ile daha ileri bir küfürdür. Bu yüzden târihin de şâhit olduğu gibi, Müslümanlara karşı onlarla yardımlaşırlar. Safevi ve daha öncesinden itibaren günümüze gelinceye kadar hiçbir zaman gayrimüslimlerle savaşmamışlar, her zaman Sünnî devletlere savaş açmışlardır. Osmanlı, cihâd için ne zaman Batı’ya yönelse, İran Osmanlı’ya saldırmıştır.) Vesâilu’ş-Şîa adlı kitapta, Fudayl b. Yesar’dan şöyle dediği nakledilir: “Ebû Cafer’e; kendisi arife (Şiî) olan fakat kocası nasıb (Sünnî) olan kadını sordum. Dedi ki: “Hayır
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız