Duyurular

ALMANYA KONUSU -2-

Kıymetli Dostlarım,

alman devleti ve istihbaratı ile ilgili paylaştığım dünkü yazıma,farklı dünya görüşüne sahip birçok arkadaşımızdan aynı yönde yorumlar geldi. Yorumların tamamı alman devletinin TÜRK-İSLAM davasına düşman olduğunu anlatır şeklindeydi. Sadece bazıları Ortadoğu’da,alman devletinin ve istihbaratının çok etkin olmadığını belirtmişlerdi.

Bu düşüncede olan arkadaşlarımıza şunu söylemek isterim; iran’ın nükleer çalışmalarını sonlandırması daha doğrusu sadece kullanılabilir enerji derecesinde tutması için BM daimi konseyi üyeleri ile yaptığı görüşmelere dışardan,sadece almanya katılıyor. Görüşmelerin adınıda 5+1 olarak açıklıyorlar (Bu size mantıklı geliyorsa benim söyleyecek başka hiç bir sözüm yok.).

iran’ın nükleer antlaşmasında ki başrol oyuncusu bu işlerle ilgilenen herkesin bileceği üzere kesinlikle almanya’dır. Bizim Sayın Bakanlarımız, iyi niyetleriyle iran’a uygulanan ambargo kalkınca iran ile ticaretimiz artacak diyorlar. Bence bu ticaret, yanı başımızda büyüyecek olan Frenkenstein’ın mamasını, ona parayla satmaktan başka şey olmayacaktır. Güçlenerek kontrol edilemez hale geldiğinde iran farsileri ile yaşanacak sıkıntılar bence apaçık ortadadır.

iran’a ambargo uygulamasına BM’de karşı çıkan sadece TÜRKİYE ve Kanada’ydı. Eğer ki bu görüşmelere birileri davet edilecekse bu; 5+2 adı altında TÜRKİYE ve Kanada olmalıydı. almanya, Ortadoğu’da Şiilik kartına oynayarak SÜNNİ MÜSLÜMANLARA ve TÜRKLERE karşıt bir duruşu, neredeyse açık olarak sergilemektedir.

1900’lü yılların ortalarından hemen sonra Avrupa’yı adeta mahveden sol görüşlü terör örgütleri,almanya’da da örgütlenmeye çalışmışlardı. Bunların en etkin olanı; Kızıl Ordu Franksiyonu’na bağlı olan Baader- Meinhof isimli örgüttü. alman polisi tarafından bu örgütün yöneticilerine aynı anda operasyon yapılıp hepsi tutuklanarak cezaevine koyuldular.

Hepsi aynı terör örgütünün üyesi olan 34 kişinin tamamı, aynı günün sabahı cezaevi hücrelerinde asılı olarak bulundular. alman devletinden yapılan açıklama ise insanların aklıyla adeta alay eder gibiydi (Hepsi birden topluca intihar ettiler, diye devlet adına resmi rapor açıkladılar.).

Sadece bir anlığına düşünelim; TÜRKİYE’de cezaevlerindeki terör örgütlerinin liderlerinden 34 kişi hücresinde asılı olarak bulunsun ve bunun üzerine devletimizde toplu olarak intihar etmişler,diye bir açıklama yapsın; Sözde müttefiğimiz olan bu almanya var ya devlet olarak bize her türlü baskıyı yaparken (Ertuğrul Özkök’ünde yazı yazdığı Bild gazetesininde aslen sahibi olan) ”Alex Springder Verlong AG” şirketine ait tüm basın kuruluşlarıyla da bizi karalama kampanyasını hemen başlatırlar.

Bu şirket, Aydın Doğan ekonomik olarak çok zor durumda, neredeyse iflas aşamasındayken bir anda Aydın Doğan’a ortak olup ihtiyaç duyduğu tüm nakit parayı TÜRKİYE’ye yollayarak Aydın Doğan’ı kurtarmıştı. Açık kaynaklardaki bilgiler doğruysa bu şirketin sahibi aslen bir yahudiymiş. Bu yahudi vefat ettiğinde tüm mallarını israil devletine bağışlıyor (Yani bu şartlarda İsrail Devleti ile Aydın doğan haliyle ortak olmuş oluyorlar.).

israil devleti milyonlarca yahudi'yi yakan almanlarla nasıl bir birliktelik oluşturabiliyor? Bunu gerçekten anlayamıyorum. İnsanın gerçekten midesi bulanıyor. Hele bu birlikteliğe Aydın Doğan’ın çıkar için dahil olması ise çok daha kötü bir durum (Hepsinin ortak birleştikleri nokta iseTÜRK-İSLAM düşmanlığı.).

Kıymetli Dostlarım, hatırlarsanız 15-20 gün önce Hürriyet gazetesinin okur köşesi bölümünde; artık gazetelerde ve televizyonlarda benimle ilgili suç örgütü lideri denmemesini eleştiriyorlardı (Hatta bana işadamı denmesine tahammül bile edemiyorlardı.). Gönülleri rahat olsun... Hem geçimimi sağlamak hem de inandığım davaya hizmet etmek için ihtiyaç duyduğum maddiyata sahip olabilmek adına şirketler kurup ticaret yapsamda bende kendimi iş adamı olarak görmüyorum. (16 yaşında olduğu gibi dava adamı sıfatını kendime daha çok yakıştırıyorum.).

Doğan grubundaki gazeteciler, tarafsız olarak bilinen bazı basın kuruluşlarında görev alan tanıdıkları gazetecileri arayıp gazetecilik ahlakı adına nutuklar atarak gazetelerinde benimle ilgili olumlu haber çıkarmamaları için meslek ahlakından dem vurup duygusal ajitasyonlar yapıyorlarmış.

Kıymetli Dostlarım, bu şahıslara söyleyeceğim tek lafım; boşuna zahmet etmesinler olacaktır. Ben zaten televizyona, gazetelere çıkma meraklısı bir kişi değilim. Bir blog yazarı gibi düşüncelerimi kendi sayfalarımda yazıyorum. Paylaşımlarımı okumaya layık gören arkadaşlarımla beraberde geleceğe doğru keyifli bir şekilde yolculuk yapıyorum.

Yazımı ise NİHAL ATSIZ Hoca'nın bir sözü ile tamamlamak istiyorum. "Tanıyoruz ATTİLA'dan beri cermen’i,farklı mıdır prusyalı yahut ermeni?..”

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER

Ziyaretçi Defteri
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız