Duyurular

Bazı İnsanlara Kötülük Yaparken, Çok İyi Hesap Etmek Gerekir.

Kıymetli Dostlarım,

1989 yılında Bayrampaşa cezaevinde yaşamış olduğum bir anımı sizlerle paylaşmak isterim.

Dev-sol ’un toplu davaları o tarihte görüldüğü için bütün örgüt militanları Bayrampaşa cezaevinde toplanmıştı. Sağ görüşlü 6-7 mahkum ise solcular tarafından öldürülmemeleri için damatlar koğuşuna koyulmuşlardı. Gençlik olaylarından dolayı o tarihte tutuklandığımda, o koğuşta bulunan arkadaşların çıkardıkları olaylar dolayısıyla gece yarısı beni de o koğuşa verdiler.

Takdir edersiniz ki koğuşta bulunan insanların suçlarını öğrenince evlenmek amacıyla kız kaçırma suçundan yatanların haricindeki bütün cinsel suçluları,hak ettikleri şekilde cezalandırarak, koğuşun kapısına bıraktırıyordum.

Benim ve yemek ortaklarımın yemeklerini yapan Bolulu otuz yaşlarında bir aşçı mahkum vardı. Kız kaçırma suçundan cezaevindeydi. Çok terbiyeli, şerefli bir insandı. Gönül rızasıyla kaçtıkları kız ile iki çocukları olmuş, ancak kanuna göre yine de eşinin o tarihlerde yaşının küçük olması nedeniyle hapis cezası almıştı.

Bir gün avukat mahalinden koğuşa geldiğimde ,Bolulu aşçının kulağının kesilmiş olduğunu gördüm. Kulağına havlu bastığı halde her yeri kan olmuştu. Bunu kimin yaptığını sorduğumda bizim koğuşun üst katında kalan Sivaslı Nurettin isminde Ülkücü bir arkadaşın yaptığını söylediler.

Konuyu araştırdıktan sonra normal kıyafetlerimle onların koğuşuna çıktım. Bu arkadaşlarımızın büyüğü konumunda olan Gültepeli Yaşar isminde ki değerli bir Ülkücü dostumuzun yanına giderek, durumu anlattım. Kendisi tebessüm edip, “Bizim Nurettin işte ne yapacaksın.” dedi. Ben ise cevaben, bir şey yapmamızın gerektiğini anlattım. Çünkü biz kendimizi zalime karşı yavuz, mazluma karşı yunus olarak tanımlıyoruz. Mazlumun kulağını kesmek bize yakışmaz, gereğinin yapılması lazım dedim.

Gültepeli Yaşar dostumuz biraz şaşırarak, biraz da tebessüm ederek peki ne yapacağız dedi. O, bizim arkadaşımız Nurettin dedi. Ben ise kararımda ısrar ettim. Diğeri tanımadığımız Bolulu bir aşçı olabilir ancak adaleti uygulamalıyız. Sivaslı Nurettin’inde kanı akmalıdır dedim. Sonra müsaade isteyerek, aşağı koğuşa inip kendi bölmeme geçtim.

Akşam sayımı alınıp, koğuşun kapısı kapandıktan sonra Gültepeli Yaşar dostumuzla beraber Sivaslı Nurettin’in de içlerinde olduğu bir grup arkadaş bizim bölmeye misafirliğe geldiler. Şu an Sivasspor’un başkanlığını yapan Mecnun Başkan’da cezaevinde benimle beraber ,aynı koğuşta benim kader ortağımdı. Konuşmayı Yaşar dostumuz yaptı. Bu sefer ,bizim Nurettin işte yapmış, ne yapalım demedi. Nurettin kardeşimiz, Bolulu aşçı kardeşimizden

özür dilesin, bu işi tatlıya bağlayalım dedi. Bende cevaben, bu sizin dediğiniz ilk an için olması gereken ancak sonrasında kısasa kısas olmak zorunda, Sivaslı Nurettin’in de kanı akmalı dedim.

Tahmin edersiniz ki, ortam bir anda buz gibi oldu. Başka bir arkadaşımız söz alarak, zaten cezaevinde 8-10 tane Ülkücü - Milliyetçi insan var, böyle bir şey olursa bunun lafı olur, dedikodusu olur, birbirine girdiler derler,dedi.

Mecnun Başkan’da sağ olsun, ortamcı bi düşünceyle Nurettin’in hatasının farkında olduğu için özürün yeterli olacağını söyleyerek, koğuş içinde ki gerginliği bitirmek istedi. Bütün herkes benim ikna olduğumu düşündüğü anda, ben hayır dedim. Bu adaletsizlik olur. O bizden birisi olmayabilir, güçlü birisi olmayabilir, ancak onun haksız yere kanı aktı, Sivaslı Nurettin arkadaşında kanı akarsa ancak adalet o zaman sağlanır, dedim.

İşin en komik yanı ise ortam çok gerildiğinden ve çıkacak bir kavgada, koğuşun kapısı kapalı olduğundan karşılıklı olarak birçok kişinin ölebileceğinden dolayı, Bolulu aşçı bile herkesin içinde bana yalvarıyordu. REİS, ben hakkımı helal ettim hiçbir sorun yok, diyordu. Dediğim gibi ben sorunlu bir tipim, o korkudan hakkından vazgeçse de ben ortamı germeye devam ediyor ve gereğinin yapılması isteğimden de vazgeçmiyordum.

Sivaslı Nurettin isimli arkadaş agresif bir arkadaştı. Bana dönerek, aga şimdi nasıl olacak? Sen bana bir anlatsana, dedi. Bende, gözlerinin içine bakarak, tamam anlatayım dedim. Sen bu arkadaşın kanını haksız yere döktüğün için, senin kanının dökülmesi lazım, bunu ya ben yapacağım ya da sen, kendi kanını akıtacaksın, dedim. Birden ayağa kalkarak, belinden cezaevi yapısı büyük bir bıçak çıkardı. Sert bir şekilde kendi karnına bıçağı sapladı. Bıçak karnına çok fazla girdiği için kendi karnından çıkarması biraz zor oldu. Sonra bir daha sapladı kendi karnına bıçağı. Bıçağı tekrardan çıkararak, karnına bir daha sapladı. Bıçak cezaevi yapısı olduğu için bu sefer biraz eğildi. Zaten bu üç darbede çok sert olduğu için yere doğru eğilmeye başladı.

Bu esnada bütün herkes, tam yere düşerken onu tuttular. Yüzüme bakarak, şöyle demişti; Aga yani böyle mi diyorsun? Bende kendisine cevaben, evet aynen böyle diyorum, dedim. Takdir edersiniz ki bu yaşanan olaydan sonra koğuşun içinde çok büyük gerginlikler oldu. En azından benle mecburen selamlaşmamak için aynı atmosferin içine denk gelmemeye çalışan arkadaşlarımız oldu. Ancak ben çok mutluydum. Çünkü adalet yerini bulmuştu. Benim inancıma göre en basit konu dahi olsa ,eğer adalet yerini bulmuyorsa bütün dünya yansın daha iyi. Çünkü adaletsiz bir dünyada yaşamaktansa hiç yaşamın olmaması bence çok daha iyidir.

Sivaslı Nurettin arkadaşımız hastaneye kaldırıldı, epeyce bir süre hastane de kaldı. Dediğim gibi kendisi agresif bir insandı. Bu anlattığım hadise, bundan tam 26 yıl önce meydana geldi. Ben o tarihte 18 yaşındaydım. Konunun içindeki diğer arkadaşların hepsi, otuz küsürlü yaşlardaydılar. Bu olaydan dolayı cezaevi idaresiyle ilişkilerimiz de bozuldu. Çünkü ilk etapta, bu arkadaşın kendisini şişlediğine inanmadılar.

Cezaevi idaresiyle bu gerginlik devam ederken, bu olayın hemen üzerine koğuşta ki normal mahkumları toplayarak, koğuşun tamamını kaplayacak şekilde yani kırk metreye bir metre büyüklüğünde “Ülkümüz göklerde dalgalanan bir sancak, ALLAH’ın huzurunda eğiliriz, biz ancak.” yazısını yazmıştık. Yazıdaki harflerin içlerini ise ayakkabı boyalarıyla boyamıştık.

Toplu davaların görüldüğü bir zamanda tüm teröristler Bayrampaşa cezaevindeyken, geri kalan diğer mahkumların da onlara (teröristlere) emir eri gibi çalıştığı bi dönemde, bunu yapabilmek inanın öyle basit bir şey değildi.Cezaevi ikinci müdürü benimle görüştüğünde, ALLAH aşkına çıldırdın mı? Bunu ne olursun sil, sana bir şey yapmak için adamlar bütün cezaevini yakacaklar dedi.

Bir televizyon programında ki yaptığım konuşmadan küçük bir bölümü alıp, ‘’SEDAT PEKER, Ülkücü değilim.’’ dedi diye yayın yapan zavallılar; Peki yaşanmış olan bu canlı tarihi ne yapacaksınız ? Ve yukarda ki sadece anlatabildiklerim. O döneme ait anlatamadığım ve anlatamayacağım sayısız hikayeyi ne yapacaksınız? Ancak şunu asla unutmayın! Her nesilde bu olayların bazılarını yaşamış olanlar, kulaktan kulağa bu hikayeleri anlatarak, en ücra noktalara kadar ulaşmasını geçmişte sağladıkları gibi bugünde sağlıyorlar.

Hani devamlı diyorsunuz ya , bu çelengin üzerinden isim sökme hadisesi değil, o olay bu kadar büyütülür mü? Bu başka bir şey, SEDAT PEKER birileriyle anlaşma yaptı, ondan bizimle uğraşıyor diyorsunuz ya… Size,1989 yılında yaşanan Bolulu aşçı olayını işte bu yüzden anlattım. Hiç tanımadığım bir insanın şerefi için, tüm arkadaşlarımla düşman olup, gerekirse koğuşta yaşayan herkesin ölmesini göze aldım. Tanımadığı insanın şerefi için18 yaşındayken bunu yapan bir insan, kendi şerefi için 43 yaşında neler yapar, bunu da artık siz hesaplayın!

Eğer ki yorulurum, vazgeçerim diye düşünüyorsanız, vallahi billahi yorulmam. Ben saplantılı bir insanım, asla yorulmam. Bazı insanlara kötülük yaparken, çok iyi hesap etmek gerekir. Bazı insanların şerefiyle asla oynamayacaksınız(Çiçeğinden ismini asla sökmeyeceksiniz.). Ben yaparım arkadaş diyorsan da tüm bu maceraları yaşamaya hazır olacaksın. Yok şununla anlaştı, yok bununla anlaştı, diye hikaye uydurmayacaksın.

NOT: Reisimiz Sayın SEDAT PEKER'e 1999 Adapazarı depremi zamanın da yaptığı hizmetlerinden dolayı çeşitli belediyer Ve vakıflar tarafından hizmet nişanı verme töreni Adapazarı kent meydanı'nda 31 Mayıs pazar günü saat 16:00 yapılacaktır törenin sunumu ismail TÜRÜT yapacak ve aynı zamanda Sayın Reisimiz için yazılan şarkıları da söyleyerek törene renk katacaktır. Gelmek isteyen tüm dostlarımız Reisimiz Sayın SEDAT PEKER'in davetlisidir.

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER
Ziyaretçi Defteri
YASAR KARAKAS Gönderi no: 163702  /
YASAR KARAKAS
selam, hayata korkusuzca bakanlar olumdende korkmazlar bir umuttur yasamak ustun sevgi ve saygilar, SAKARYA DAN.....
Murat bayram Gönderi no: 163672  /
Murat bayram
Biz bunca sene kalbimizde boşuna bir yiğitin delikanlının kabadayının sevgisini yıllarca senelerce Asırlarca boşonu büyütüm taşımamışız BİR UMUTTUR YAŞAMAK Saygılar bizden reisim murat bayram birtane hediye tesbih istiyorum Ahmet ismet Özsalih arkadaşım çok söyledim size iletmeyi unuttu herhalde...!
veysel BİÇER Gönderi no: 163671  /
veysel BİÇER
selamın aleykum abi reis yazdıklarınızdan cok ıyı anladım cok güzel bir adalet saglamışsınız her zamanki gibi allahım sizi bu gençlerin başından eksik etmesın(amin)davetinize eşlik etmeye her zaman geliriz siz adapazarı depremınde bir nevi dahı olsa cok yardım yaptınız bunu bizler ıyı bılıyoruz bizler türkiyenın her yerine yapılan her ne olursa olsun ıyılınız hiç bir zaman unutmuycaz vede unutdurmuyacaz.ömrüm yetdikçe sivil toplum tüm dernekler de şerefle sizden söz edmeye devam edeceyim allahım şu çıkdıgın yolda size başarılar dılerım allahım yardımcınız olsun ALUCRALI veysel BİÇER SELAM VE SAYGILARIMLA.
ramazan satıcı Gönderi no: 163665  /
ramazan satıcı
Selamun ALEYKÜM sözüm canımdan çok sevdiğim REİSİM'e laf eden efendilere efendiler ben doğuluyum REİSİN ismini askerde trabzon'lu asker arkadaşımdan sene 1997 senesinde duydum daha sonra depremde ve mazlumlara yaptığı yardımlarla duydum ve ALLAH şahidim olsun o an REİSE aşina oldum 2009 senesinde ciddi bir rahatsızlık geçirdim hastanede çıktığımda internete bu sitemizi buldum doğumlu kimliğimden dolayı biraz çekinerek yazı yazdım REİS o zamanlar ceza evindeydi ve bir kaç gün sonra ilgili arkadaşlar bana REİSİM'den mail gönderdiler mailde şöyle yazıyordu ''ŞAHSIMLA OLAN DÜŞÜNCELERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM KARDEŞİM'' diye ve Yüce ALLAH şahidim olsun çok sevinmiştim ve hemen REİSİM'e mektup yazdım hemen REİSİM'den mektüp geldi ve her daim avukatları vasıtasıyla sağlığım hakında bilgi alıyordu şimdi aynı şehirde yaşadığım aynı ve anna babadan kardeşlerim onun gibi sormadı yanlış anlamayın kardeş farklı elbete sorarlar ama demem şimdi ben dünyada yaşayan her han gibi bir insanım ve REİS dar kapıdan belki milyon derdi var ama o dertlerine içine beni'de aldı yukardaki yazıdaki gibi ben olan sevgimden doğan evladımın ismini ''eyüp sedat peker satıcı'' koydum ve Yüce ALLAH şahidim olsun ölene kadar ona olan sevgim saygım sürecek ve ahirete ona şahit olacağım
mahmut kdg Gönderi no: 163659  /
mahmut kdg
Selâmün aleyküm resim öncelikle bebekligimden beri hep seni örnek aldıgımı söylemek isterim reisim sen sevmeyi sevilmeyi hak eden insansın cünkü sevmeyi de biliyorsun sevilmeyide senin yoluna girip de bu kadar dik kalmayı basaran insanlar cok az resim.. sen b,r örnek sin reis bizler tüm genclige şimdiki genclerimiz örf adet namus nedir unutur olmuş ALLAH SENİN GİBİLERİN SAYISINI ATTIRSIN reisim seni okadar cok takip ediyorum ki ve artık korkar oldum neden reis bu kendilerine ülkücügüm yok milleyetcigim diyen bir takım avareler digiller cigerleri beş kurus etmeyen dallamalar yüzünden yine başımızdan gidicen diye yine mahkum olcan diyee korkuyorum reis herkez tuturmus resim cektirelim sunu yapalım reis bize senin resmin degil sen lazımsın ne olur ne oolurr su serefsizlerin oyunlarına ait olma bunlar meydatik maymunlar korkularında meydaya haberleri sızdırıp senin en ufak delikanlılıgını ceza ile karsılık verecek tipler bunlar delikanlı insan degilki reis haddim degil ilkelerinden inandıklarından vazgec demem ama reis başımızdan da gitmeee saygılarımla kardeşim mahmut
Kamil Kurt Gönderi no: 163657  /
Kamil Kurt
Reis bu gerçekten çok büyük cesaret ve adalet örneği. Nurettin abi de hatasından pişman olmuş ve o da büyük bir cesaret gösterip bıçağı defalarca karnına sokmuş. Ne ilginç insanlar... Allah sizden razı olsun ki, yemeğinizi pişiren, önünüze ekmek koyan bir insanın hakkını kendi canınız pahasına savunuyorsunuz. Ne mutlu size dost olana. Ne yazık sizi karşısına alana... Sizi sevenler yiğitliğiniz, mertliğiniz, yardımseverliğiniz, adaletliliğiniz, vatanseverliğiniz, kısacası güzellikleriniz için seviyor ve benimsiyor. Bunları kim sevmez? Tabi ki şeytan. Allah yolunda olanlar sizi sevmeye ve örnek almaya devam edecek. "Onlar, kınayanların kınamasına aldırış etmezler..." Saygılar,sevgiler,selamlar...
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız