Duyurular

17.12.2014

Kıymetli Dostlarım,

Bugünkü paylaşımımda genç kardeşlerimden FATİH KOCAMAN kardeşimin, şahsımla ilgili anılarının 6 sayfalık birinci bölümünü yazacağım. Birçok arkadaşımız HAKAN TÜRK bey’in “ Sedat PEKER’in Gerçek Hayatı” adlı kitabını nereden bulabiliriz diye yazdıkları maillerini aldım. Kitabı “kitapabcturk” sitesinden alabilirsiniz. Kitaptaki röportajlar, uzun olduğu için ben sadece birinci bölümlerini yayınlayabiliyorum. Genç bir kardeşimizin şahsımla yaşamış olduğu hatıralar, umarım sizinde hoşunuza gider.

Hakan TÜRK:

Siz 26 yaşındasınız Sedat PEKER ise 43 yaşında. Bu yaş farkından dolayı soracağım. Sedat PEKER ismini ilk duygunuzda kaç yaşındaydınız?

Fatih KOCAMAN:

Reis’in ismini ilk duyduğumuzda hayata yeni yeni anlam vermeye başladığımız zamanlardı. 7 veya 8 yaşındaydım. Ben Rize’liyim ve lise öğrenimim bitene kadar yani 17-18 yaşına kadar da orada yaşadım. Sonra üniversite eğitimi için İstanbul’a geldim. Rize’de Sedat PEKER denince özellikle benim yaş gurubumdaki insanlar çok iyi bilir, çok iyi tanırlar kendisini. Şöyle bir örnek vereyim. Küçükken mahallede çocuklar oyun oynarken, kimisi ben Batman, Süperman, olacağım derken Rize’de “Ben Sedat PEKER olacağım.” diyen çok çocuk vardır. Bende onlardan biriydim.

Rize’de parkların bahçelerin olduğu sahil kompleksi vardır. Ben 10-11 yaşımdayken arkadaşlarla oraya oyun oynamaya giderdik. Bazen Ramazan aylarında bazen de başka zamanlarda gelip, yardım dağıtılırdı orada.

Bir gün yine orada İstanbul’dan gelen yardım tırlarını gördük. Yanlarına gittiğimizde “ Sedat PEKER yine yardım tırı göndermiş, Allah razı olsun” diye dua eden insanlar vardı. Reis, İstanbul’dan Rize’ye her yıl düzenli olarak bu yardım tırlarından gönderirdi. 1-3 değil 5-10 tane birden gelirdi. Bu gelen yardımları Rize’nin ileri gelenleri belli yerlerde ihtiyacı olanlara onları dağıttırırdı. Şimdi yıllar geçti düşünüyorum da o zaman ben daha küçük bir çocuktum, bugünlerde ise o yardım tırlarını ben yönlendiriyorum.

Hakan TÜRK:

Şimdi siz konumunuz itibari ile bu yardım tırları nereye gidecek şekilde planlar yapıp, onu mu uygulamaktasınız.?

Fatih KOCAMAN:

Evet, Allah’a şükürler olsun Reis’in sayesinde bizde dua almış oluyoruz. Lise yıllarımızda Reis idolümüzdü. İsmini duyardık, internetten araştırırdık, kendisi ile ilgili bütün gazete, dergi ve kitapları okurdu. Sizin “Sedat PEKER Kimdir?” kitabınızı da okudum. O şekilde ismini duyduk, sevdik, bağlandık. Rize Anadolu Öğretmen Lisesi’nde okuyordum. Lise ikinci sınıftaydık, 2005 yılıydı sanırım. Kendisini sevdiğim için cezaevine mektup gönderdim, dükkanın adresini vermişti. On beş gün geçti babam beni dükkana çağırdı. Bir zarf içinde bir resim arkasında da “ Özgür günlerde görüşebilmek dileğiyle, Sedat PEKER” yazıyordu. Çok sevindim, çok mutlu oldum.

O günlerde cezaevindeyken her hafta düzenli olarak bir mektup atardım.2006-2007’de Reis’in İstanbul Beşiktaş’ta mahkemeleri oluyordu. Bende bu mahkeme günleri Rize’den uçağa binip, bir gece öncesinden İstanbul’a geliyordum. Mahkemelerine gidiyordum. Reis’i en azından uzaktan da olsa görebiliyordum. O zamanlar 18-19 yaşlarındaydım. Bunları yapabilmek için de arkadaşlarım bana maddi destek oluyordu. Allah razı olsun hepsinden. Mektuplarım da “ Geliyorum mahkemelerinize, sizi uzaktan da görsem çok mutlu oluyorum” diye yazıyordum. Bu gidip gelmeler devam ederken, Reis, benden Erkan bey’e bahsediyor. “ Bir delikanlı Rize’den benim mahkemelerime geliyor, harçlığı var mıdır, yok mudur? Onunla ilgilen” diyor. Erkan bey, Reis’in kardeşi gibidir. Erkan bey, bir genç kardeş gelmiş Rize’den diye orada hararetle beni arıyor. Ben Rize’ye döndükten sonra telefonla bana ulaştı kendisi, konuştuk.

Birde ben lise yıllarında biraz hırçın bir gençtim. Lise çağındaki hırçın gençlerin yaptığı gibi yanlış hareketlerimizde oluyordu ama o zamanlar, o davranışları doğru bilirdik ve o şekilde davranırdık. Zaman geçtikçe Reis ile mektuplaştıkça bunların aslında doğru olmadığını anladım ve kendime çeki düzen verdim. Açıkçası hocalarım üniversiteyi kazanıp, okuyacağımdan umutlu değildi.

Hakan TÜRK:

Bu arada bir üniversite bitirip, ikinciyi Adalet Yüksekokulu okudunuz değil mi? Demek ki Sedat PEKER bu zaman diliminde sizi çok güzel yönlendirmiş.

Fatih KOCAMAN:

Evet, Allah razı olsun çok güzel yönlendirirdi. Mesela ilk yıl üniversite sınavına girdim, 314 puan aldım. Tarih öğretmeni olmak istiyordum. İstanbul dışındaki hemen hemen bütün fakültelere puanım yetiyordu. Tercih yapmamı istediler. Okulun müdürü bile “Niye tercih yapmıyorsun, önümüzdeki sene bu puanı da alamazsın ” dedi. “Hayır, ben alırım ” dedim.

Hedefim şuydu; İstanbul’a geleceğim, üniversiteyi İstanbul’da okuyacağım ve böylece Reis’e daha yakın olacağım. O sene tercih yapmadım ondan sonraki sene Rize özel alanda derece yaptım ve böylece Marmara Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümü’nü kazanarak İstanbul’a geldim.

Düşünün ki kimseyi tanımadığınız bir şehre geliyorsunuz. Reis ile olan irtibatım var bir tek. Kendisi beni hem seviyor hem de okuduğumdan dolayı yardımcı olmak için Allah razı olsun evimdeki bütün eşyalarımı diziyor. Bana sadece “Senden bir şey istemiyorum. Beni sevip sayıyorsan senden istediğim tek şey okuman ” dedi. Allah razı olsun sayesinde okuduk. Okulum bitince de Reis, düğünümüzü yaptı. Sizin anlayacağınız Reis beni hem okuttu hem de evlendirdi.

Hakan TÜRK:

Size bir nevi ikinci babalık yapmış.

Fatih Kocaman:

Evet, ikinci babalık yaptı. Zaten kendisine “Baba ya da Reis’im” diye hitap ederim ve normalde baba olarak görürüm kendisini. Böyle bir serüvenle, çocukluktan gelen sevgiyle ismini duyduk, zamanla onu tanıdıkça bazı düşüncelerimizin yanlış olduğunu görüp, kendi kendime “Onu doğru tanımıyormuşum” dediğim oldu. Zamanında kafamızda yaratmış olduğumuz Sedat Peker’den çok farklı bir Sedat Peker olduğunu gördük.

Hakan TÜRK:

Rize’deyken kafanızda tasarladığınız Sedat Peker ile 6-7 yıldan beri tanıdığınız Sedat Peker’in farkı ne?

Fatih Kocaman:

Bizim zamanlarımızda mafyacılık vardı. O dizilerdeki kahramanlar gibi olmak çok yaygındı. Öyle bir izlenim oluşmuştu kafamda ama sonradan bir baktım, hiç alakası yok. Kültürlü, konuşması güzel, çok okuyan, kibar, nazik, onunla sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız kadar tatlı dilli bir insan. Bu konuda da kendimi çok şanslı hissediyorum; iyi ki o mektubu yazmışım, iyi ki yüce Allah bize kader birliği yaptırmış, Reis’in kardeşi olmayı nasip etmiş diye düşünüyorum. Her zaman bunun için Yüce Allah’a dua ederim.

Hakan TÜRK:

Siz Sedat Peker’e en yakın olanlardan birisiniz. Vatandaşın beyninde olan yanlış bir resim var. Bundan on sene önce yazdığım “Sedat Peker Kimdir?” adlı kitapta bu resmi parçalamaya çalıştık ama medyanın değişik kollarında o resim farklı şekilde verilmeye çalışıldı. Biz bu kitapta gerçek Sedat Peker kimdir? Yani çocukluğu, gençliği, şu anki durumu falan bunları vermek istiyoruz. Bunlarla ilgili neler anlatabilirsiniz?

Fatih KOCAMAN:

Reis’in en büyük özelliklerinden birisi cömert olmasıdır. Sınırsız bir cömertliği vardır. Kendisi cezaevindeyken ben üniversite öğrencisiydim ancak boş zamanlarımda Reis’in dışarıdaki işleriyle ilgilenirdim. Mesela çocuk yetiştirme yurduna giderdim. Bunu da tek başıma yapamazdım,üniversite’den arkadaş alırdım yanıma 8-10 kişi olurduk. Çünkü Reis öyle bir yardımda bulunuyor ki yetişebilmemiz mümkün değil. İlk başlarda acemilik çekiyorduk, gidiyorduk yardımları teslim ediyorduk. Reis bana: “Kime ne götürdün, yaş gruplarını biliyor musun? Kaç numara giyiyorlar? Çocuklara sordun mu hangi renk seviyorsunuz veya eksiğiniz var mı?” diyordu.

Daha sonra bu tecrübelerle profesyonel olduk. Yetiştirme yurtlarına gidip yaş gruplarını çıkartırdım.Şu kadar sayıda kız şu kadar sayıda erkek öğrenci var. Yurdun şu ihtiyaçları var diye yetkililerden bilgi alıp liste çıkartıyordum. Ona göre avukatlar vasıtasıyla Reis’e bilgi gönderirdim. Reis’te katalogdan şu ayakkabıdan şu numaraları al diye işaretlerdi. Bu çok önemlidir.

Reis yaptığı yardımları bizzat en ince ayrıntısına kadar takip ederdi. Cezaevinde boş duran bir insan değil çok yoğun çalışan bir insandı kendisi. Onun cezaevindeki isteklerini biz dışarıda gerçekleştirirken 8-10 kişi yetişemiyorduk. Gece saat 12, bazen 2’ye kadar işlerimizi bitirip evimize gidebildiğimizi hatırlıyorum. Düşünün ki bir beyin bu kadar şeyi organize edebiliyor. Onun dışında Türkiye’de bulunan bütün cezaevlerinin kütüphanelerini Reis bizzat yaptırmıştır.

Hakan TÜRK:

Orada ceza yatarken kendine hiçbir şekilde zaman ayıramıyor o belli bir şey. Yaptığım araştırmalarda şunu öğrendim; cezaevine 1000 tane mektup geliyorsa bunun 500 tanesi Sedat Peker’e geliyor. Bu insanlara cevap vermesi, bu insanlarla ilgilenmesi, dışarıdaki insanlarla ilgilenmesi, bütün bunlara nasıl yetiyor?

Fatih KOCAMAN:

Reis, aşırı düzenli bir insandır. Bir kalem bir yerde duruyorsa o kalem nizami bir şekilde orada durur. Şampuanı bir yerdeyse şampuanı hep aynı yerdedir.

Hakan TÜRK:

Demek ki bu başarılarının arkasında sistemli bir çalışma var.

Fatih KOCAMAN:

Randevu veya konu her ne ise o konuyla ilgili not alınır. Her şeyi not alır. “Söz uçar, yazı kalır. Unutursunuz ama eğer notlar varsa hata yapmazsınız” der. Her şeyi sistematik olarak planlayıp, düzenlediği için saatlidir. Çay saati, yemek saati, salata saati hatta uyku saati bile bellidir. Hayatta en az vakit harcadığı şeylerden biri de uykudur. Çok az uyur.

Hakan TÜRK:

Gerçi insanlar farklı oluyor ama insanlar yaşlandıkça çok uyur derler. Kendisi şu an 43 yaşında olduğu halde 25 yaşındaki bir insanın enerjisine sahip. Belki de bu nedenle az uyku ona yetiyor.

Fatih KOCAMAN:

Bizim enerjimiz Reis’e yetmezdi. Sadece onlar değil cezaevlerine kitaplar alınıyor ama hangi kitaplar alınacak, kafamıza göre gidip almıyoruz. Kur’an-ı Kerim ve meali, namaz hocaları, bütün cezaevlerine dağıtılmıştır. Sırf Silivri Cezaevi’ndeki değil başka bütün illerdeki cezaevleri… Ayrıca kitaplar gönderilirken kütüphanesiyle birlikte gönderiliyordu. Böyle sistematik bir şekilde düşünürdü. “Necip Fazıl’ın şu setini, Nihal Atsız Hoca’nın şu setini gönderin,işte Elmalılı Hamdi Yazır’ın şu mealini gönderin. Dikkat edin renkli kelime mealli olsun, okuyan iyi anlasın” derdi. Bizzat bunların teker teker ince ayrıntısıyla birlikte bilgisini bize verirdi.

www.sedatpeker.com’a her hafta binlerce mesaj yazılırdı. Ayrıca sosyal medya sayfaları; Facebook, Twitter, Instagram... Instagram o dönemlerde yoktu daha sonra popüler olmaya başladı. Ancak Facebook ve Twitter’dan aşırı derecede mesajlar gelirdi. Yani şöyle söyleyeyim; Reis’e her hafta on binlerce mesaj gönderilirdi. Kaç kişi bunları son teknoloji cihazlardan çıkış alırdık. O kadar sayfanın toplanması iki-üç saatimizi alırdı.Sonra avukata verirdik. Avukatta her hafta düzenli olarak Cuma günü, Reis’e iletirdi. Reis, teker teker o mesajların hepsini okurdu. Sonra o mesajlardan bize notlar gelirdi. Kimisi maddi anlamda sıkıntı çeken insanlardı, imkanlar nispetinde Reis, yardımcı olurdu.

Bunun dışında manevi anlamda; insanlar o kadar yakın görüyor ki Reis’i kendilerine, dışarıdaki insanlarla öyle bir ilişki kurmuş ki yıllardır bir bütün olmuşlar. Eşiyle olan sorunlarını aktaranlar oluyor. Reis, içeriden bir psikolog gibi aile danışmanlığı yapıyordu. Kimisinin annesi, babası “Reis, benim oğlum sana çok hayran, mektup yazdı mı sana bilmiyorum ama biz bu çocuğu zaptedemiyoruz” diye yazıyor. Akabinde Reis o çocuğa mektup yazıyor, “Yapma anneni, babam üzme” diye.

Hakan TÜRK:

Babasının, annesinin ve diğer büyüklerinin sözünü dinlemeyen gençlerin, Sedat Peker’in sözünü dinlemeleri oldukça ilginç.

Fatih KOCAMAN:

Evet, Reis insanları hep iyi şeylere yönlendirir. Mesela; ben lisede okuduğum yıllarda kişisel gelişim kitapları olduğunu Reis sayesinde öğrendim. Onları okuyarak kişilik yapımı geliştirdim. İnsanlarla nasıl konuşmam gerektiği, insanları nasıl etkileyebileceğimi, Reis’in önerdiği kitaplar sayesinde öğrendim. Namaz kılma anlamında çok insanlara öncülük etmiştir. Cezaevinde herkese namaz kıldırdığını biliyorum. Zorla değil Reis kılınca herkes isteyerek kılıyor. Reis’in bu tarz yönleri çoktur. Anlatarak bitiremeyiz bunları.

Hakan TÜRK:

Onun dışında halkın bilmediği yönlerini eğer anlatırsanız çok daha iyi olur.

Fatih KOCAMAN:

Mesela bir örnek vereyim. Benim eşim öğretmendir. Özel bir dersanede Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyor. Nişanlı olduğumuz dönemde Reis cezaevindeydi. Bir gün yanıma geldi. Nişanlımı o an mutsuz görünce, “Hayırdır, bir şey mi oldu, niye moralin bozuk?” dedim. “Ya sorma bir öğrencim var çokta iyi çocuk, annesinin babasının durumu hiç iyi değil taksitlerini de ödeyemiyormuş. Annesi bugün geldi. Dersanede ağlayarak müdürle konuşmaya çalıştı ancak müdür ilgilenmedi, kaydını silmek zorundayız” diyerek durumu anlattı.

Ertesi gün Reis’e “Böyle böyle bir arkadaş var, müdür de böyle böyle söylemiş” diyerek müdüre tepkili olarak bir not gönderdim. Reis’te bana “O müdür olaya ticaret olarak bakıyor, sen öyle bakmıyorsun. Ona kızma ama o çocuğun kaç tane taksiti varsa çıkartıp, hemen ödemesini yapın, çocukta dersanesine devam etsin” dedi ve geçen sene iyi bir liseyi kazandığını biliyorum o çocuğun. Nasip kısmet yani… Yine bir yerden 13-14 yaşlarında bir çocuk “Reis’im ben sizi çok seviyorum derslerimi yapmak istiyorum ama bilgisayarım yok.”diye yazmıştı. Hemen “Fatih, en iyi bilgisayardan al gönder. Aman okuluna gitsin, takibini de yap, ne yapıyor ne ediyor hallerini hatırlarını sor, unutma ” diye not gönderdi. Böyle binlerce örnek var.

Bizim unuttuğumuz şeyleri de bir süre sonra “Hatırladın mı? Böyle bir şey vardı” diye hatırlatıyor, “Evet Reis’im” diyoruz. Kendisi işte böyle bir insan, asla unutmaz. Reis’e karşı, insanlar tarafından aşırı derecede sevgi var. Hak ediyor, sonuna kadar hak ediyor. Farklı bir enerjisi var, bulunduğu ortamda bütün ilgiyi kendisine çekebilen bir özelliği var. Reis ile sohbet ederken böyle insana (ben çok seviyorum diye mi bana öyle geliyor ama benim tanışmaya getirdiğim arkadaşlarımda aynı şeyi söylüyor) pozitif enerji yüklüyor. Bu korkudan değil öyle bir enerjisi var ki onunla konuşurken vakit nasıl geçiyor anlamıyorsunuz. 7 yaşında bir çocukla nasıl konuşacağını da, 70 yaşındaki bir dedeyle nasıl konuşacağını çok iyi bilen bir insan.

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER

Ziyaretçi Defteri
Tarık Akın Gönderi no: 166238  /
Tarık Akın
Reis e ulaşabilecegimiz bir yol söylersen çok iyi olur.
nebifilik@gmail.com Gönderi no: 156597  /
[email protected]
selam sizile tanışmak ve bir kahve içecek kadar zamanınızı ayırmanızı rica ediyorum saygılar
nuraykacooo@gmail.com Gönderi no: 156472  /
[email protected]
Henuz 20 yasindayim ve hayatimin dönüm noktası almış oldugum radikal kararlarimin istikrarliligini surdurebilmek adina ki soz etmis oldugum konu egitimimle alakali ; egitimimi maddi manevi zorluklar altinda tamamlamaya ve bu ulkeye gercek bir dava adami olmak yolundayim ve benim Zihnimde , kalbimde hayatimda beni tek teşvik eden ve bu kararliligimin surdurulebilir yapan tek sey Reis ' im hergun okumus oldugumun sizin tavsiyeleriniz onerileriniz ve de en onemlisi bir gun karsiniza gercek bir dava adami olarak ciktigimda her ne kadar henuz tanisma serefine nail olamamis olsamda sizin varliginiz ve karsiniza cikabilmek adina buraya Kadar tirmaladim diyebilmek...beni hayatimdan ve egitimimdeki istikrarimdan donderecek tek sey yuce allahim korusunki sizi kaybetmektir...dualarim hep sizinle...
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız