Duyurular

Erkan KORKMAZ SEDAT PEKER'i Anlatıyor

Kıymetli Dostlarım,

Birçok kardeşimizden gelen yoğun istekler üzerine, Hakan TÜRK isimli yazarın, “SEDAT PEKER’in Gerçek Hayatı” isimli kitabından ara sıra kısa kısa bölümler yayınlamaya gayret edeceğimi belirtmiştim. 1992 senesinden beri mücadelenin içinde olan, emektar kardeşlerimden ERKAN KORKMAZ’ın, 6 sayfalık birinci bölümünü yayınlamak istedim. Umarım beğenirsiniz.

Hakan TÜRK:

Halkın bilmediği yönleriyle ilgili; çocukluğu, gençliği, bugüne gelişiyle ilgili ne söyleyebilirsiniz?

Erkan KORKMAZ:

Reis’in hissiyatı çok kuvvetlidir. Ben binlercesini yaşamışımdır. Mesela bir bardağı kaldırmam ve bunu kendisine bildirmem gerekiyordur. O an kendisi daralmıştır ve söyleyemiyorumdur. Aradan iki saat falan geçer bana telefon açar veya yanındaysam “Erkan bardağın yerini değiştirsene oraya değil şuraya koy” der. Öngörüsü ve maneviyatı çok kuvvetlidir. Bunu anlatırsam belki serzenişte bulunabilir ama siz sordunuz bende anlatıyorum.

Bundan 17-18 sene kadar önceydi, Yuşa Hazretleri’ne çıktık. O zamanlar fazla bilinmiyordu. Karadeniz tabiri ile Reis orası şenlensin diye insanları çağırırdı, bir anda oraya gidecekler 15-20 araba olurdu. Reis bulunduğu meclisi şenlendirmek, kalabalıklaştırmak için hep böyle şeyler yapar. Bir bakardık bir anda 500 hatta 1000 kişi olmuşuz orada. Bizden önce de bilenler vardı ve bilmeyenlerde öğrendi şükürler olsun. Bugün ise Yuşa Hazretleri’ni bütün Türkiye bildiği gibi yurtdışından da gelenler var. Çünkü artık herkesin bildiği bir yer haline geldi.

Bir gün yine oraya gitmiştik. Oradaki bağış kutusuna oldukça yüklü bir bağış bıraktık. Sabah saat 06.30 civarı. Dönerken merdivenlerden aşağıya iniyorduk ki Reis bana hitaben: “Erkan bir demet parayı çalılıkların içerisine teker teker dağıt” dedi. Bizden başka kimse yok ortalarda. Çalılık dediğim villaların etrafında çiçekler var ya öyle bir yer, yüz metre genişliğinde falan. Şaşırdım ama “Tamam” dedim. Kendisi arabaya bindi bende aldım bir demet para oraya koy, buraya, araya koy dağıttım.

Geldim arabaya oturdum yola çıktık, Beykoz’a geçeceğiz. “ Abi af buyur bir şey soracağım. Bağış kutusuna hatırı sayılır bir para bıraktınız onu anlarım, oraya gelen birine verebilirdiniz, onu da anlarım. Neden çalılıklara paraları bıraktık” dedim. Reis bana: “Erkan, sen hiç çocukken para bulup sevinmedin mi?” dedi. İlk aklıma gelen; 7 yaşındayken Çukurçeşme önünde 20 tl buluşumdu. Gerçekten çok sevinmiştim. “Sabahleyin buraya çocuklar gelecek, buranın temizliğini yapan görevliler gelecek, onlar bu paraları bulunca sevinsinler” dedi. Ben 3000 yıl yaşayayım, sonra Allah beni tekrar canlandırsın, bir 3000 yıl daha yaşayayım, böyle bir şeyi asla düşünemezdim. Yardım sever kişiliği zaten tartışılamaz. Reis’in yaptıklarını bugün daha anneler çocuklarına anlatmaktalar.

Hakan TÜRK:

Deprem zamanı devletin birimlerinden önce oraya nasıl ulaştınız ve o organizeyi nasıl yapabildiniz? Ben o zaman devletin belli kademelerinde görev yapanlara da sordum. Onlar bana doğru dürüst bir şey söyleyemediler.

Erkan KORKMAZ:

Devlet, üzerine düşeni mutlaka yapmıştır. Devlet var diye her şeyi devletten beklememek lazım. Önemli olan Türk vatandaşı olarak durumdan vazife çıkartmak. Reis burada kendi üzerine düşen vazifeyi çıkarttı ve ilk önce kendisi gitti. Arkasından bizler oraya ulaştık ve Allah’ın yardımı ile iki günde her şeyi organize ettik.

Hakan TÜRK:

Bu organizeyi o kadar çabuk, o kadar güzel nasıl başarabildiniz? Orada çadırda çıkan yemek, beş yıldızlı bir otelde veya beş yıldızlı bir restoranda çıkmıyordur. Deprem bölgesinde halka ne versen teşekkür edip yiyecek. O kadar kısa bir süre içinde her şey o kadar güzel organize edildi ki; çadırlar, yemek çeşitleri falan herkes şaşırdı. Sedat PEKER ve siz arkadaşları olarak o kadar çabuk, o kadar kısa bir süre içinde ve nasıl o kadar güzel organize edebildiniz? Bunun sırrı nedir?

Erkan KORKMAZ:

Önemli olan istemek, arzulamak, o cesareti gösterebilmek. Bu da bir cesarettir yani. Reis her zaman bizlere “Yaptığınız her şeyin en iyisini yapın ya da en iyisini yapmaya çalışın. En iyisi olursa bırakın bunu etrafınızdaki insanlar takdir etsin” der. Kendisinin böyle bir özelliği var. Bir şeyi yapmaya karar verirse en iyisini yapmaya gayret eder. Orada yapılanda buydu. Her şeyin en iyisi; ekmeğinde en iyisi, yemeğinde en iyisi… Her şey canı gönülden istemekle başlıyor ve en iyisini yapma gayreti. Reis bunları tabi ki tek başına yapmıyor. Hepimizin bunu arzulayıp, istemiş olması önemli. Şimdi teknoloji var, telefon var. Herkes bir tarafa telefon açıyor, o bir şeyler yapıyor, diğer taraf bir şeyler yapıyor, diğer taraf aynı şekilde. Herkes bir şeyler yapma arzusunda ama bunu organize etmek önemli. Organizasyon işi bu. O zaman güzel bir organizasyon oldu. Hem üzüldük hem duygulandık.

Hakan TÜRK:

Sonra çadırı devlete mi bıraktınız? O ilk günler geçtikten sonra bir kıskançlık falan mı olmuştu?

Erkan KORKMAZ:

Devletle bir alakası yok ama bazı inşalarla sorun oldu diyelim. Biz hizmetimizi yaptığımıza inanıyoruz. Çadır orada görünendi. İstanbul’dan her gün onlarca tır gidip, Adapazarı’nın köylerine erzak dağıtıyordu. Reis’in her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünme özelliği vardır, organizetörlük yeteneği vardır. Biz bazen unuturuz, boş veririz veya zamana bırakırız ama kendisi asla unutmaz. Bir bebeğin patik ihtiyacından çocuk bezine kadar… Ama çocuk bezi de biliyorsunuz numara numara… Bir mahalleye bir numara yüz tane çocuk bezi gidiyorsa iki numara da yüz tane gidiyordu. Bu ve benzeri her konuyu en ince ayrıntısına kadar hepsini kendisi organize etti.

Hakan TÜRK:

Sedat PEKER’in çabuk düşünüp, karar vermek ve uygulama yeteneği olan bir kimse olduğunu biliyorum.

Erkan KORKMAZ:

Önemli olan o zaten. Herkes bir şeyler düşünüyor ve zamana yayıyor. Ama Reis hem programlar hem de uygulamaya koyar.

Hakan TÜRK:

Hatırımda yanlış kalmadıysa siz Sedat PEKER ile Bulgaristan’da ve Romanya’da beraberdiniz değil mi? O yurtdışındaki zaman diliminde?

Erkan KORKMAZ:

Evet beraberdik. Karar verip, uygulamakla ilgili size yaşadığımız bir anımızı anlatayım. Bulgaristan’da kullanılmaz halde olan bir cami görmüştük. Türkiye’ye geldiğimiz zaman cezaevi dönemi oldu. Ondan sonra Bulgaristan’daki o camiyi yaptırdı. O zaman yurtdışına çıkma yasağı vardı. Caminin her köşesinin tek tek fotoğraflarını çektirdi ve şurası söyle olacak burası böyle olacak diye tek tek fotoğraflardan organize ettirdi. Allah kendisinden razı olsun. Bulgaristan’da öyle bir cami restore ettirdi. Aradan yıllar geçti ve halen anlatılır.

Ümraniye’de bir arkadaşımın beyaz eşya dükkanı var, 30 senelik esnafa. Bir gün oraya alışveriş yapmaya gitmiştim. İçeride bir hacı amca vardı 80 yaşlarında, nur yüzlü, oturduğu yerde açmış ellerini dua ediyor. 40 metrekarelik dükkan ne konuştuğunu duyamıyorum ama bulunduğum yerden kendisini görüyorum. Merak edip hacı amcaya doğru yaklaştığımda mağazanın sahibi bana göz kırparak otur diye işaret etti. Oturup dinlemeye başladım. Hacı amca Bulgaristan’daki camiyi anlatıyor. El açmış “Kurban olduğum Allah’ım sen bu adamı oraya nereden gönderdin. Bu adam o camiyi nasıl görüp bu hale getirdi.” diye dua ediyor. Bunları duymak çok güzel. Karşındaki insan seni bilmeden o şekilde anlattığı zaman insan gurur duyuyor. Ben kardeşi olarak onunla her zaman gurur duydum.

Hakan TÜRK:

Romanya’da ve Bulgaristan’da bulunduğunuz o dönemlerde çok değişik anılarınızın olduğu muhakkak. Okuyucularımıza ilginç gelebilecek bir şeyler var mı?

Erkan KORKMAZ:

Benim en çok etkilendiğim olaylardan biri de Romanya’da yaşadığımız sırada: Bir gün arabayla çıktık. Bükreş’e doğru gidelim dedik. Bir arkadaşımız daha üçümüz daha birlikte gittik. Orada bir restorana oturduk, yemek yedik. 3-4 saat eylendikten sonra kaldığımız eve gidiyoruz.

Reis, arabaya kullanan arkadaşa “Dur” dedi. Arkadaş durdu. Reis bana hitaben: “Erkan, üzerinde ne kadar para var?” diye sordu. Üzerimde ki bir tomar parayı çıkartıp,“ Bu kadar para var abi ne kadar yaptığını bilmiyorum abi” dedim. “ Git o paranın hepsini şu kadına ver” dedi. Sol tarafta 80-90 yaşlarında Romen bir kadın yere çökmüş, ellerini iki yanağına koymuş, kara kara düşünüyor. Gittim, dil bilmediğim için konuşamıyorum. El işaretleri ile parayı Reis’in gönderdiğini anlattım. Kadın parayı aldı. Bir sağına, bir soluna, bir bana baktı, ne yapacağını şaşırdı. Sonra kadın, Reis’e dönüp, istavroz çıkartmaya yani kendince dua etmeye başladı. Bu anlattığım olay olalı 15 sene oldu. O zamanlar orada yokluk vardı. İnsanlar ekmek parasını bulamıyordu. O parayla belki hala tüm sülalesi geçiniyordur.

Hakan TÜRK:

Hayvanlara karşı olan sevgisi biliniyor, ayrıca sporculara, talebeler daha doğrusu birçok insana olan yarımları biliniyor.

ERKAN KORKMAZ:

Talebe dediniz aklıma bir olay geldi. Şike davasında ben yargılandım ve beraat ettim. Sorgum yapılırken “ Öğrencileri arıyorsunuz ve onlarla konuşurken Hukuk Fakültesi’ni ya da şu fakülteyi kazanmaya çalışın gibi yönlendirmelerde bulunuyorsunuz neden?” diye sorduklarında bende “ Sizler bizden ne yapmamızı bekliyorsunuz? Ne demeliyiz onlara? Gidin hırsızlık yapın mı demeliydim? Ya da ipe sapa gelmez ya da başka ipe sapa gelmez işlerle uğraşın mı demem daha doğru olurdu?” dedim.

Hakan TÜRK:

Acaba onların baktığı noktadan insanları siyasala veya hukuka yönlendirmek kötü bir şey mi?

Erkan KORKMAZ:

Reis bütün gençlere okumalarını tavsiye ederdi. “ Hukuk Fakültesi’ni, Mühendislik Fakültesi’ni kazanın o ya da bu ama mutlaka okuyun derdi. Bu bahsettiğim yaşlarda bulunurken kendisi 20 yaşında falandı. Taa o zaman da bu şekilde telkinde bulunurdu. Ve hala aynı şekilde telkinde bulunuyor. Bizi tanıştırdığı için Yüce Allah’a dua ediyorum.

Hakan TÜRK:

Tanışmanız nasıl oldu? Hemşerilik ve akrabalıktan sonra başka kardeşten ileri bir dost olduğunuzu sanıyorum.

Erkan KORKMAZ:

Rahmetli babam ile beraber o zaman Bağlarbaşı’nda emlak ofisimiz vardı. Reis’in de oto galerisi vardı. Çok sevdiği bir rahmetli arkadaşının adını vermişti oraya. Bizim ofisin yanında ki galerinin sahipleri akrabasıydı. O vesile ile sohbet etmeye başladık, yollarımız kesişti. Kendisi ile böyle bir bağım olduğu için her zaman şükrederim.

Birçok arkadaşımız ya da tanıyıp tanımadığımız insanlar bile belki yoldan çıkmıştır belki serseri olmuştur ama Reis hayatının her döneminde hep insanlara doğruyu gösteren bir insan olmuştur. Binlerce okuyan ya da zora düşmüş insana yardımda bulunmuştur.

Bundan bir ay önce bir kardeşimiz bana ulaşmaya çalışıyor. Reis cezaevindeyken Eskişehir’de üniversite okuyormuş ve ona burs vermişiz işin çok olduğu zaman Ümraniye’den sevdiğim bir kardeşim var, onu gönderiyordum postaneye işlem yaparken arkadaşımız kendi numarasını bırakmış. Çocuk üniversiteyi bitirmiş seneler sonra arıyor. Hukuk Fakültesini bitirmiş, Avukat olmuş Şişli’de bir hukuk bürosunda çalışmaya başlamış. Beni Reis okuttu kendisini mutlaka görmem gerekiyor diyormuş. “Uygun bir vaktinde çağırırım kendisi ile oturur, konuşuruz.” dedim. Çocuğun simasını bilmiyorum, kendisini tanımıyorum ama ismini hatırladım. Bu sadece bir örnek daha bir hafta önce yaşadığım bir örnek. Bunun gibi yüzlercesi var ama bunu bile insanlar art niyetle farklı algılayabiliyor. Allah bilsin sadece diyorum.

Reis cezaevindeyken şike davasından yargılanıyorum. Ellerinde 4-5 tane telefon numarası “sen, insanları arıyorsun, Reis’in adına niye teşekkür ediyorsun?” diye soruyorlar. “sizin bildiğiniz 4-5 tane, Kandil gecelerinde de arıyorum. Siz buraya 4 tane koymuşsunuz ama ben milyonlarca insanla görüşüyorum. Telefon hala duruyor, araştırabilirsiniz. Neden 4 tanesini koydunuz? Reis’in girdiği her cezaevinin postanesi kendisine çalışıyor zaten, milyonlarca insan mektup gönderiyor.” dedim.

Reis, mektupların bir tanesine bile kayıtsız kalmadı yardım isteyene imkânlar dâhilinde yardım etti. Mektup yazanlara teşekkür mektubu yazdım. Ben gece yarılarına kadar oturup, insanları aradım. Arayıp, hallerini hatırlarını sorardım. Mektup gönderdiği için kendisinin teşekkür mesajını da iletirdim. Binlerce, milyonlarca bunların hepsinin kayıtları orada duruyor.

Bana bunların hesabını soruyorlar “ bu aramaların 4 tanesini koymanıza gerek yok. Bunların hepsini buraya koyarsanız beni buradan çıkartamazsınız. Bunun neresi suç? Ben Sedat PEKER’in yasal vasisiyim, devletin tayin ettiği vasisiyim bu benim asli görevim.” dedim. Sorun tabi ki onlarda değil, onlarda kendilerine verilen görevi yapıyorlardı. Onlara da saygımız var.

Reis, bir gün avukatı vasıtasıyla engelli vatandaşlarımızın kullanabileceği bir motosiklet olan bir gazete küpürü gönderiyor. Üstü kapalı, kullanan kişi yağmurda karda zarar görmez. Birde “ Erkan Kardeşim, bu motosikletten bir tane al. Benim de selamımı söyle şu kişiye teslim et” diye. Yazmış Zeytinburnu’nda adresini, telefon numarasını yazmış olduğu kişiye teslim etmemi istemiş. Kişi öyle bir talepte bulunmuş sanırım.

Bende gittim, motoru aldım. Zeytinburnu’na gidip gelirken, canım sıkılmasın diye Ümraniye’den kuyumcu bir arkadaşım var onunda gelmesini istedim. Yolda “ nereye gideceğiz” dedi. Anlattım, Zeytinburnu’na gittim. Sokak sokak aradım, evi bulabilmek için arabadan 50-60 yere inmişimdir. Evi buldum, teslim ettim. Yanımda ki arkadaşım çok etkilenmişti. Dönüşte “ Erkan, acayip etkilendim. Burada harcadığın enerjiyi gördüm ve Reis’in bu tavrı gerçekten beni çok etkiledi. Allah ondan razı olsun” dedi. Bende ona şakayla karışık: “ Böyle dua etmekle olmuyor birazda sen yardım et” diye takılmıştım. Böyle bir şakalaşmamızda olmuştu bunun gibi nicelerini de yaşamıştık. Enteresan mektup arkadaşları vardır Reis’in. Deniz diye küçük kız çocuğu vardı mesela. O, Reis’in mektup arkadaşıydı. Kendisi hastaydı. Reis’in kendisine bayağı bir katkıları oldu. Ameliyatı ve sonrası ile alakalı bunu gibi yüzlercesi…

Hakan TÜRK:

O konuyla ilgi kitapta ismi geçecek bir arkadaş “Biz Amerikan hastanesinde rehin kalacaktık. Bütün masraflarımızı sağ olsun Reis karşıladı” diyor. İnsanlar yapılan iyilikleri unutmuyor. İnsanların duası ve bedduası diye bir olay var. Birçok insanın Sedat Peker’e dua ettiğine eminim.

Erkan KORKMAZ:

Kesinlikle insanlar unutmaz herkes birbirine anlatıyor, bu dalga dalga büyüyor. Biz iman etmiş insanlarız. Bedduası da, duası da doğru insanların. Birçok insanın dua ettiğine bende eminim. Allah ondan razı olsun. Kitap okumamız konusunda bizlere tavsiyeler de bulunurdu. Bunu kendisi 20’li yaşlarda bize söylerdi. “Ne olursa olsun okuyun.”

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER

Ziyaretçi Defteri
aliselvi1975@gmail.com.com Gönderi no: 177789  /
[email protected]
Saygı sevgi mutluluk isteyen bir garip çobanım arzum şu dur ki reis ile konuşmak tanışmak derdimi anlatacak kadar saygılarımla aliselvi
UMUT TAŞKIN Gönderi no: 156518  /
UMUT TAŞKIN
ALLAH'ım seni başımızdan eksik etmesin Reisim. Bir umuttur yaşamak...
ramazan satıcı Gönderi no: 156498  /
ramazan satıcı
Yüce ALLAH REİSİM'den razı olsun ben ondan razıyım yüce ALLAH'ta razı olsun inşallah.Yüce ALLAH evela çoluk çocuğunun sonra biz kardeşlerinin başında eksik etmesin amin
Burak Avcı Gönderi no: 156422  /
Burak Avcı
Canım reisim senin ne kadar yardım sever iyi kalpli olduğunu biliyor herkez ve senden istenen dilekleride gerçekleştirdiğini biliyor herkez benim senden tek isteğim reisim o kiymetli tesbihinden bana armağan etmem Memleketin rizeden selamlar canım reisim Allaha emanet ol reisim BİR UMUTTUR YAŞAMAK
UFUK ERASLAN Gönderi no: 156414  /
UFUK ERASLAN
ReISIM KITABINI DAHA ALAMADIM AMA ILK FIRSATTA ALICAM..GERCEKTEN COK COK GUZEL OLDUGU ERKAN KORKMAZ INDA ANLATISINDAN BELLI.ADAM GIBI ADAMSIN REISIM SENINLE ONUR GRUR DUYUYORUM.ALLAH SENDEN RAZI OLSUN.DUA LARIM SENINLE BIL.KENDINE IYI BAK KOCAYÜREKLI ADAM ALLAH YAAR VE YARDIMCIN OLSUN. KARDESIN U F U K.
Kadir kaner Gönderi no: 156382  /
Kadir kaner
Gunaydin Reisim, Oncelikle yapmis oldugun iyiliklerin karsiligi olarak Rabbim senden razi olsun!! Sabah sabah oyle guzel anlatiliyorki diyecek bisey bulamiyorum.. Allahim yar ve yardimcin olsun Reis! Allahima emanet olun. Saygilarimla.
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız