Duyurular

15.12.2012

Kıymetli Dostlarım,

Hayat mücadeleme başladığım günden bu yana ne umudumu, ne de enerjimi asla kaybetmedim. Hayallerimi ise değil kaybetmek, birilerinin onlara dokunmasına dahi izin vermedim. Bir düşünürün güzel bir sözü vardır: "Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan çok daha zevklidir.” Bir önceki gün yani 13 Aralık Cumartesi yaptığım paylaşıma birçok arkadaşımız olumlu ancak bazı arkadaşlarımızda başarısızlıkları normalleştiren gerekçeler yazmışlar.

Bizlerden daha önceleri yaşamış, evrenin gizemlerine karşı çözümler üretebilmiş tüm filozofların, bilge kişilerin öğretileri, bizleri yaşam yolculuğumuzda yalnız bırakmayarak, bize rehberlik yapacaklardır. İyi rehberlere sahip olabilmemiz için sadece okuma yazma bilmemiz yeterlidir. Anam yok, babam yok, param yok, çok zayıfım, çok şişmanım, çok çirkinim gibi başarısız olmamız gerektiğine dair istersek binlerce bahane daha bulabilerek kendimizi kronikleşmiş bir kötümser haline çevirebiliriz.

Bunların hepsi bence işin kolayına kaçmaktır. Yarıştan kopmaktır. Yaşam mücadelesinin en başında havlu atmaktır.

Toplumları sömüren yaratıkların zaten bizlerden istedikleri bu hale gelmemizdir. Savaş azmi olmayan, mücadele azmi olmayan, bir robot haline bizleri getirerek, efendimiz olmaya talip olurlar. Bizlere de hayatta kalmamıza yetecek kadar artık ve kırıntı verirler. Soylu bir milletin onurlu bir bireyi olma hakkımızı elimizden alırlar. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız, "Ziyafet sofrasındaki kırıntılara talip olanlar, hiçbir zaman efendi olamazlar." Halk olarak bizi ve vatandaşı olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti Devletini bu öğretiden daha iyi hiçbir şeyin anlatamayacağını zannediyorum.

Asırlardır bizi ve devletimizi karın tokluğuna köle olmaya zorlayanlar bunu tam başardıklarını zannettikleri her anda mutlaka hesapta olmayan bir dirençle karşılaşıyorlar. Bu direnç, bizim genetiğimize Yüce Yaratıcı tarafından işlenmiş olan, onurumuza ve özgürlüğümüze aşık olma özelliğimizdir. Daha doğrusu olmazsa olmazımızdır. Biz bunu onurlu, şerefli, Müslüman Türkler yakıştırması ile sıfatlandırıyoruz. Evet, bu onur, şeref bizim DNA'mızın içinde var ve bu özelliklerimiz biraz önce de söylediğim gibi genetiğimize Yüce Yaratıcı tarafından işlenmiştir.

Ancak bu kaliteli özelliklerimiz, bizi özgür kılmaya yetiyor, maalesef ki acı çekmemize engel olamıyor.

Onurlu, şerefli, Müslüman Türkler olma özelliğimizi bir olarak kabul etmeli ancak kendimizi bir özellikle daha geliştirmeliyiz. Yani bir artı bir olmalıyız. Onurlu ve Zengin Türkler olmalıyız. Bence her Müslüman Türk'ün en büyük görevi zengin olmak olmalı. (Tabii ki kaliteli özelliklerini kaybetmeden)

Hayallerimizi zenginlik üzerine kurmalıyız. Planlarımızı zenginlik üzerine yapmalıyız. Paranın kötü bir şey olduğuna dair bugüne kadar öğretilen her şeyi beynimizden silmeli ve bu öğretileri çocuklarımıza asla aktarmamalıyız. Maalesef dünya var olduğundan beri değişmeyen bir gerçek var. Bu gerçeği bir düşünür çok güzel bir şekilde tanımlamış adını da altın kural olarak belirlemiştir: "Parası olan kuralı koyar." demiş. Hemen peşinden de altın kurala ek diye bir madde yazmış: "Kuralı koyan kalan parayı da alır." demiş. Biraz önce de söylediğim gibi dünya var olduğundan beri bu sistem hiç değişmemiştir.

Medeni dünyası’nın bir parçası olduğumuz için gurur duyuyoruz. Birleşmiş Milletlerin üyesi olduğumuz için sevinç içerisindeyiz. Medeni Dünyanın görünürdeki yüzü, temsilcisi Birleşmiş Milletler medeniliğini göstererek Afrika kıtasına yardım ediyor. Bizleri temsil eden, daha doğrusu medeni dünyayı temsil eden Birleşmiş Milletler görevlileri 10-11 yaşından büyük bütün kız çocukları ile yiyecek verme karşılığında cinsel ilişkiye giriyor. O yaşlarda neredeyse hiç kız kalmamış. Çünkü Birleşmiş Milletler görevlileri hepsine tecavüz etmiş. İşte övündüğümüz medeni dünyamız budur. Bir kıta düşünün, altını var, elması var, petrolü var, doğalgazı var. Ancak yiyecek ekmekleri yok. Bunun tek sebebi ise, medeni dünyanın vitrinini oluşturan emperyalist, siyonist güçlerin daha rahat yaşamak, daha çok para sahibi olabilmek için halen daha o kıtayı sömürmeleri değil midir? (Cennetmekan Mehmet Akif ERSOY (r.a) tarif ettiği medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın tarifi, bugünün siyonistlerinin ve emparyalistlerinin sanki kısa künyesi gibidir.)

Benim anlamadığım ise bütün herkesin bunları duyduğunda üzülmesi ancak bir şey yapmak için yerinden kalkmamasıdır. Her zaman söylediğim gibi dünyada yaşanılan kötü olaylara kuru kuru’ya üzülmek, yeterli bir erdem değildir. Düzeltmek için mücadele etmek gerekir. Mücadele edebilmek için ise güçlü ve daha cesur olmak lazım gelir.

Bu yazıyı okurken, bazılarımız iyi ama benim hiçbir şeyim yok ki, ne yapabilirim diyecektir. Senin yapacağın ilk şey de o zaman bir şeylere sahip olmak adına yola çıkarak mücadeleye başlamaktır.

Her zaman söylediğim gibi en kötü şey ise yapamayacağım, başaramayacağım diyerek bahane üretmektir.

Ben enerjimin düştüğü durumlarda başucumda yazılı duran "YÜCE ALLAH’IM DURDURULMAYI VE CESARETİNİ YİTİRMEYİ REDDEDİYORUM.ÇÜNKÜ DURDURULMAYI REDDEDEN BİRİNİ HİÇBİR GÜCÜN DURDURAMAYACAĞINI, CESARETİNİ YİTİRMEYİ REDDEDEN BİRİNİ, HİÇBİR ŞEYİN KORKUTAMAYACAĞINI BİLİYORUM.” sözünü durmadan tekrar ederim.Faydasını görüp görmediğimi sorarsanız, benim üzerimde etkisi çok müthiş oluyor. En kötü anlarınızda sizlere de faydası olacağını tahmin ediyorum. Bu duayı sizlerde mutlaka devamlı tekrarlayın. HAYATINIZIN KALAN BÖLÜMÜNÜ İSE MUTLAKA AYAKTA TAMAMLAYIN.

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

SEDAT PEKER

Ziyaretçi Defteri
Fırat şevli Gönderi no: 157114  /
Fırat şevli
Sultan Mahmut kıyafet değiştirip, beraberinde sadrazam ve birkaç muhafız ile halkı teftişe çıkmış. Dolaşırken bir kahvehaneye girip oturmuşlar. Bakmışlar müşteriler kahvehaneciye seslenip duruyor: "Tıkandı Baba, çay getir"; "Tıkandı Baba kahve getir". Tıkandı Baba lakabı Sultan Mahmut'a ilginç gelmiş. Merak edip kahvehaneciyi çağırmış. Kahvehaneci gelince: - Baba sana neden "Tıkandı Baba" derler? Hele otur da anlat, demiş. Tıkandı Baba başlamış anlatmaya: - Ben bir gece, bir rüya gördüm. Rüyamda tanıdığım tüm insanların bir çeşmesi vardı ve hepsinin çeşmesinden oluk oluk su akıyordu. Benim de bir çeşmem vardı fakat benim çeşmemdeki su ip gibi akıyordu. Sonra ben; "Keşke benim çeşmem de onlarınki kadar aksa" diye içimden geçirdim. Sonra yerden bir çomak alıp suyun geldiği oluğu dürtmeye başladım. Ben oluğu dürterken çomak kırıldı ve ip gibi akan suyum damlamaya başladı. Bu sefer ben; "Keşke çeşmem diğerlerininki kadar olmasa da, bari eskisi kadar aksa" diye içimden geçirdim ve oluğu kurcalamaya devam ettim. Ben uğraşırken suyun geldiği oluk tamamen kırıldı. Az önce damlayan suyum, tamamen kesildi. Ben yine uğraşmaya devam ediyordum ki, o sırada Cebrail göründü; "Tıkandı, baba! Artık uğraşma!" dedi. O gün bu gündür bu rüyamı kime anlattıysam adım Tıkandı Baba'ya çıktı. Hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp zar zor geçinmeye çalışıyorum. Tıkandı baba'nın anlattıklarından etkilenen Sultan Mahmut, muhafızlarına; "Bundan sonra her gün bu adama bir tepsi baklava getirin; her baklava diliminin altına da bir altın koyun." diye emir vermiş. Hemen ertesi gün askerler ilk tepsi baklavayı getirip, Tıkandı Baba'ya teslim etmişler. "Padişahımızdandır" diyerek... Tıkandı Baba baklavaya sevinmiş. "Ne zamandır tatlı yemişliğim de yoktu" diye içinden geçirmiş. Almış tepsiyi tutmuş evinin yolunu. Yolda düşünmüş kendi kendine; "Yahu ben bir canıma nasıl yerim bir tepsi baklavayı? En iyisi ben buna hiç dokunmadan satayım." Tıkandı Baba işlek bir yol kenarına kurmuş tezgâhını başlamış; "Taze baklava! Taze baklava!" diye bağırmaya... Bu sırada yoldan geçen bir Yahudi baklavaya talip olmuş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar, Yahudi baklavayı alıp gitmiş... Tıkandı Baba baklavadan kazandığı ile ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı evine götürmüş. Bir dilim atmış ağzına... Fakat dişine bir şey değmiş... Bu nedir diye bir bakmış ki; altın. Ve baklavanın her diliminin altında bir tane altın... Yahudi bu duruma anlam veremese de ertesi gün tekrar aynı yere gitmiş ki; aynı adamı görür müyüm diye... Bakmış ki adam orada... Demiş ki; "Sen her akşam burada olacaksan, biraz indirim yap da ben her akşam alayım bu baklavaları senden." Tıkandı Baba kabul etmiş ve her akşam baklavayı Yahudi'ye satmaya başlamış. Sultan Mahmut, bir ay baklava gönderdikten sonra; "Bakalım Tıkandı Baba şimdi ne durumda?" deyip adamlarıyla beraber tutmuş kahvenin yolunu. Fakat bu kez kıyafet değiştirmeden... Sultan Mahmut bakmış ki; Tıkandı Baba aynı tas aynı hamam. Ne uzamış ne kısalmış. Yine aynı kahvehanede, ekmek kavgasında... Sultan Mahmut, Tıkandı Baba'yı yanına çağırtıp sormuş: - Tıkandı Baba sana yolladığım baklavaları almadın mı? Tıkandı Baba biraz mahcup: - Geldi hünkârım, demiş. Ben de satıp ihtiyaçlarımı giderdim. Duacınızım. Sultan Mahmut, bunu duyunca tebessüm etmiş. "Anlaşıldı Tıkandı Baba, sen gel bakalım benimle" demiş. Birlikte sarayın yolunu tutmuşlar. Saraya varınca Sultan Mahmut, Tıkandı Baba'yı doğruca hazine odasına götürmüş. Sultan Mahmut, Tıkandı Baba'nın eline bir kürek tutuşturup: - Baba daldır bakalım küreği istediğin yere... Küreğin üzerinde ne kalırsa senindir, demiş. Bunu duyan Tıkandı Baba öyle heyecanlanmış ki; küreği ters tuttuğunu fark etmemiş bile... Hızla küreği daldırıp çıkarmış ama ne çare? Kürek ters olunca üzerinde bir tanecik altın kalmış o da düştü düşecek... Derken o da düşmüş. Sultan Mahmut: - Baba, demiş. Senin buradan nasibin yok! Sen şu bizim askerleri takip et. Onlar ne derse yap. Tıkandı Baba boynunu bük&uu
UFUK ASLAN Gönderi no: 156368  /
UFUK ASLAN
HAYIRLI GECELER ABI.UMUTSUZ VE HAYALSIZ HEDEFSIZ BIR YASAM ROTASI OLMAYAN GEMIYE BENZER.YAZINI YINE BUYUK BIR KEYIF ILE OKUDUM BENI HAYATA COK AZ SEY HEYECANLANDIRIR. BENDE BENI HEYECANLANDIRAN BU NADIR ENDER DEGERLeRIN HERZAMAN PESINDEN GITMISIMDIR.SEN BU SÖZÜ IYI BILIRSIN;*HER BASARILI INSANIN BIR PLANI,HER BASARISIZ INSANIN BIR BAHANESI VARDIR.*BEN HAYATIM BOYUNCA BAHANELERE SIGINAN YADA O BAHANELERE BOYUNEGEN OLMADIM OLMUYACAGIMDA.SADECE BUNU BIL VE BANA BIR SANS VER ABI.BILIYORUM COK MESGULSUN AMA MAILINI BEKLIYORUM . ALLAH A EMANET OL ABI.KARDESIN U F U K
Kadir kaner Gönderi no: 156337  /
Kadir kaner
Gunaydin Reis, Emegine saglik,Hayirli ve bol kazancli haftalar dilerim. Allahima emanet olun. Saygilarimla...
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız