Duyurular

09.11.2014

Kıymetli Dostlarım;

Önceki paylaşımımda, Ortadoğu coğrafyasında ayakta kalabilmemiz ve de bu coğrafyada ki dengelerde söz sahibi olabilmemiz için,Türk'lerin, Arap'ların ve Kürt'lerin Osmanlı İmparatorluğu'nda ki gibi beraber hareket etmek zorunda olduğunu yazmıştım.

Sayıları çok fazla olmasa da bazı arkadaşlarımız, Arap'ların 1.Dünya Savaşı'nda bizi sırtımızdan hançerlediğini, bu sebeple onlarla dostluk ve arkadaşlık yapılamayacağını, onların hain bir millet olduğunu yazmışlar. Cezaevinde bulunduğum sırada da bir kaç kez bu konuyla ilgili düşüncelerimi paylaşmıştım. Halkların birbiriyle asla düşman olamayacağını, ancak halkları yanlış yöneten ve yönlendirenlerin düşmanımız olacağını söylemiştim. Ve bunu tekrar söylüyorum; Her birinin kişisel serveti 20 milyar doların üstünde olan, kibire ve görgüsüzlüğe saplanmış tüm Müslüman devletlerinin başında ki kralların ve ailelerinin düşmanımız olduklarını, ayrıca da İslam'a karşı ihanet ve gaflet içinde oldukları bir gerçektir. 1.Dünya Savaşı'nda, İngiliz'lerle anlaşan Hicaz emiri Hüseyin Şerif ve ailesinin Osmanlı'ya ve halifeye ihanet ettiklerini, güvenilmez olduklarını da söyleyebiliriz. Ancak, tarihin her döneminde şerefli birçok insanı kendi içinden çıkarmış Arap halkını hainlikle suçlayamayız.

Bu düşünce de olanlar, Arap ırkının yetiştirdiği kahramanların ve bilim insanlarının hayatlarını mutlaka incelesinler.

Ebu Cehil, Ebu Süfyan, Muaviye ve Yezit gibi o ırka mensup olmuş kötü insanlar var diye bütün Arap'lara nasıl hain diyebiliriz. Peygamber Efendimiz'in, Hz.Ali'nin, Hz.Hamza'nın, Hz.Ebubekir'in ve Hz.Ömer'in Arap oldukları gerçeğini ne yapacağız. (Muaviye'nin ismini kötüler listesine yazdığım için gelebilecek her türlü eleştiriyi cevaplayabilecek bilgiye sahip olduğumu bilmenizi isterim.)

Bazı genç arkadaşlarımız çok fazla olmayan din bilgileri ile Peygamber Efendimiz'in bir hadis-i şerifini biraz değiştirerek Arap halklarının hain olduğunu belirtmek adına bu hadis-i şerifi delil olarak kullanmışlar. Peygamber Efendimiz'in "Ben Arap'ım ama Arap benden değildir" hadis-i şerifinin söyleniş anlamının dışına çıkararak kendi anlatımlarına delil olarak göstermeleri, cahillikten başka bir şey değildir. Bu hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz Arap kavimlerine "Ben Arap'ım fakat sizler iman etmedikçe, benden olamazsınız, Arap olmasa da iman eden her kavim bendendir" diye buyurmuştur.

Kıymetli Dostlarım, dünyada herkes herkesi sevecek diye bir kanun yok. Ancak, siyonistlerin İslam milletleri arasında sorun çıkarmak için kullandıkları basit oyunlara düşerek, anlamsız yere birbirimizden nefret etmemeliyiz. Kardeşlerim, dünkü yazımda açık olarak söylemiştim; Arap'ları sevsek de sevmesek de onlarla beraber hareket etmek zorundayız. Bizler sevdiğimiz için, sevmediğini söyleyenler de devletimizin ve milletimizin güçlü olabilmesi için beraber hareket etmek zorundalar.

Bazı arkadaşlarımızında Kürt vatandaşlarımız için, "bunlar sokakları yakıyor, bunların hepsini öldürmemiz gerekir" diyen yorumlarını okudum. Bir insan birini öldürmek isterse buna kimse engel olamaz. (Ne kanunlar, ne de polis). Hiç kimse engel olamaz. Benim söylediğim "Kardeşim, bugün öldürmeyi düşünüyorsan bugün öldürme. 5-10 gün düşün. Bu ülke de çıkan karışıklıklardan kim kazanç sağlıyor bir bak". Kürt halkıyla ve onların hain oldukları iddiasıyla ilgili bazı arkadaşlarımız yorumlar yazmış. Daha önce söylediğim gibi, halklar düşmanınız olamaz. Abdullah Öcalan'dan dolayı bütün Kürt halkına hain diyenler, acaba Selahattin Eyyübi'nin Kürt olduğu gerçeğine ne diyebilirler. Onur, şeref, merhamet, cesaret ve bunun gibi bir çok güzel özelliği karakterinde barındıran Selahattin Eyyübi'yi Kürt halkı yetiştirmemişmidir. Kardeşlerim, bunlar tehlikeli ve veballi sözlerdir.

Birçok arkadaşımız şunu öldürelim, bunu öldürelim diye yazı yazmışlar. Bu arkadaşlarımız rahat olsunlar. Hem benim şahsımdan hem de bu yazıları yazan arkadaşlarımızın şahsından çok daha cesur, çok daha vatansever, çok daha milliyetçi arkadaşlarımız polis teşkilatımızın, ordumuzun ve MİT'mızın içinde fazlasıyla mevcuttur. Eğer ki birilerinin öldürülmesi gerekirse, bu görevliler kanunlar çerçevesi dâhilinde bunu memnuniyetle yaparlar. Sen bu ülke için bir şey yapmak istiyorsan, yaptığın işin en iyisini yap. Tornacıysan, günde 10 parça üretim yapabiliyorsan, tüm enerjini kullanarak 12 parça üretebilirsin. Ben maaşlı işçiyim, patron boşuna niye kazansın deme. Patronun namussuz bir adam olsa da üretimin fazlalığı, ülkenin zenginliğini sağlar. Ülken daha zengin olursa, devletin daha güçlü olur.

Dünkü yazımda söylediğimi tekrar ediyorum. Ortadoğu bataklığında Türk'ler, Arap'lar ve Kürt'ler beraber hareket etmelidir. Kurulan büyük oyun ancak bu şartlarda bozulur.

Ülkemizce son yıllarda savaş helikopterleri, tanklar ve insansız hava araçları üretiliyor. Bildiğim kadarıyla uçak gemisinin siparişi de verildi. Bunlar çok büyük başarı olarak algılansa da, aslında çok uzun senelerdir geri kalmışlığımızın göstergesidir. Dünyanın en güçlü ordusunun bizim ordumuz olduğunu söylüyoruz. Bu düşünceyi kendimizi motive etmek için kullanmamız belki doğru olabilir. Ancak, hepimizin bildiği gibi bu bir gerçek değil. Kuşkusuz bizim ordumuz dünyanın en cesur ordularından biridir. Ancak en güçlü ordularından biri değil.

Dünyada yaşayan 1.5 milyar Müslüman sabah namazına kalkamadan yani hiç kimsenin uykusundan uyanmadığı bir sırada İsrail tarafından 1 saat içinde yok edilebilirler. İsrail'in bunu yapabilecek nükleer silahları yani atom bombaları var. Dünya'da nükleer silahlara sahip bütün ülkeler bizden ayrı bir taraftalar. Bizim gibi bu bombalara sahip olmayanlar da ayrı bir taraftayız. Pakistan ürettiği atom bombaları sayesinde, Hindistan üzerinde baskı ve denge kurabilmiştir. Hiç bir oyuna gelmeden, bölünmeden, kaosa teslim olmadan nükleer silahlar üretebilecek güce ulaşmalıyız. Ancak o zaman, Dünya'nın en güçlü ordularından biri olduğumuzu söyleyebiliriz.

Kıymetli Dostlarım; Atalarımız, "insanların iki insanın yüzünü asla unutmayacaklarını söylemişler. Birincisi ihtiyaç anında yanında olanları. İkincisi ise, zor zamanında yalnız bırakanları." Mülteci olarak ülkemize iltica etmek zorunda kalan Türkmen, Arap ve Kürt kardeşlerimize çok iyi davranmalıyız. Çünkü bu insanlar, gelecekte bizim yüzümüzü ihtiyacımız olduğu anda, yanımızda olanlar diye hatırlamalılar. Bu bizim hem insanlık görevimiz hem de gelecekle ilgili planlarımızın stratejik gerekliliğidir.

BIR UMUTTUR YAŞAMAK.

Sedat PEKER

Ziyaretçi Defteri
Ömer Tarık BAYIR Gönderi no: 163835  /
Ömer Tarık BAYIR
Sayın Peker bir gün Ataköye çayımı içmeye bekliyorum öncelikle sizi ben Kürtleri severim sorunum yoktur ayrıca hepimiz Osmanlı torunuz aynı milletin aynı ecdadın torunlarıyız bizler meclisi Osmaniye halkının torunlarıyız hepimiz kardeşiz elhamdülillah en önce din kardeşiyiz tabii Ancak üstadım konu Selahattin Eyyübi olunca biraz durdum ismimi gördüğünüz üzere Tarık bin Ziyad dan alan biriyim bir diğer adımı da hz. Ömer den almaktayım Allah'in izni ile en güzel şekilde de iki ismimi temsil ediyorum bir gün beni tanıdığımızda anlarsınız bunu zaten Tarık bin Ziyad bildiğiniz üzere öyle islam emrine bağlı bir komutandi ki ispanyayi fetih edip neden fetih ediyorsun diye cezalandırıldigi halde kimseye kırbaç yerken bile birsey söylememiş ancak ağzından sadece Bismillahirrahmanirrahim çıkmıştır Selahaddin Eyyübi ise Kudüs fethinden sonra kendi feodal yapısını ilan edip bir de kendi ülkesine saldıran bir komutandir ve burada pek çok müslüman kardeşini katletmiştir (mezhebi önemli değil) Sayın Sedat Abim umarım yüzyüze konuşma fırsatımız bir gün elbet olacak sizin engin bilgilerinizden yararlanmayı gerçekten isterim hem de güzel bir hasbihal olur...
avmgunduz@hotmail.com Gönderi no: 155181  /
[email protected]
Doğrusunu söylemek gerekirse sizi hiç böyle bilmezdim . Yazınız tek kelime ile muhteşem, aklı selim ve gençler için oldukça faydalı, tebrik ederim.
yvzayd@hotmail.com Gönderi no: 154778  /
[email protected]
Allah razı olsun, yüce rabbim seni korusun abi...
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız