Duyurular

06.10.2014

Kıymetli Dostlarım;

Bazı arkadaşlarımız, sınır ötesine asker yollama ile ilgili tezkere hakkında ne düşündüğümü merak etmişler. İşid terör örgütü hakkında insanların tam olarak yorumlarını söylemedikleri bir zamanda onların kutsal dinimiz İslamiyet’in içindeki birer virüs olduklarını, aslında Siyonist bir projenin parçası olduklarını dile getirmiştim. (Halen daha aynı düşünüyorum).

Bazı olaylar vardır ki meydana geldiğinde muhatabı olan kişilerin, örgütlerin veyahut devletlerin üç aşağı - beş yukarı sonunu tahmin edebilirsiniz. (Hem iyi hem de kötü yönde). Mesela Çeçenistan gibi haklı bir davanın Beslan katliamı gibi hatalı bir eylemle mahvedilmesi, buna çok iyi bir örnektir. Tüm dünyanın gözünde sempati ile bakılan Çeçenistan davası bir anda herkesin korktuğu, ürperdiği bir hale büründü. (Dünyanın desteği ve sempatisi yok olunca da direniş maalesef ki bitme noktasına geldi).

İşid denen terör örgütü ise Esad ve Maliki tarafından zulme uğramış, Sünni Müslümanların hakkını savunmak için ortaya çıktığı ilk anda tüm insanlara sempatik gelmişti. Ancak Ehl-i Beyt’e ait türbeleri bombalayarak, esirlerin gırtlaklarını keserek, tüm dünyanın bir anda nefretini kazandılar. (En büyük zararı ise Sünni Müslümanlara verdiler). Onlar açısından sonun başlangıcı konsolosluğumuzu basarak, görevlilerimizi kaçırmalarıydı. Rehineler kurtarılana kadar devletimiz sessiz kaldı. Ne acıdır ki muhalefet tarafından İşid’in işbirlikçisinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümeti olduğu söylendi.

Ortadoğu coğrafyasında şu anda ayakta kalmanın kuralı basittir. İlkokul öğrencisi olsanız da sokak serserisi olsanız da ya da devlet yöneticisi olsanız da hiç değişmez. Size tokat atana, yumrukla vuracaksınız, sizin kafanızı çizenin, kafasını kıracaksınız. İşid denen örgütün şahsında, bunu tüm dünya mutlaka görmelidir. Müslüman Türk’e yapılan saygısızlığın asla cezasız kalmayacağını, bedelinin çok ağır ödeneceği bilinmelidir.( Hem de çok ağır). Ortadoğu coğrafyasında, hümanist psikoloji öğretileri epeyce bir zaman işe yaramayacaktır. Dişe diş, göze göz şu an uygulanacak tek metottur.

Baba Esad, PKK’ya hem barınma hakkı hem de silah verirdi. Türkiye bu konu ile ilgili soru sorduğunda ise “biz teröre destek olmayız” diyerek tebessüm ederdi.( Açıkçası bizimle dalga geçerdi). Acaba mezarından ülkesinin son halini görebiliyor mudur? Ülkesinin her bölümünün terör örgütleri tarafından parsellendiği gerçeği, ruhunu acıtıyor mudur? Rüzgâr ekenin, fırtına biçeceğinden galiba kendisi ve kurmayları haberdar değildiler. Ben buna ilahi adalet diyorum. Ancak kıymetli dostlarım, ilahi adaletin gerçekleşmesi için birazda insanların katkı sağlaması gerektiğini de asla unutmuyorum.

İşin en komik yanı ise(diyorlar ki); “Oranın karışmasını MİT sağladı, şunu MİT yaptı, bunu MİT yaptı”. Eğer gerçekten bunları MİT yaptıysa demek ki aldıkları maaşı hak etmeye başladılar. Devletimiz, MİT personeline çiçek üretmeleri için ya da pastacılık yapmaları için maaş vermiyor ki! İlahi adaletin tecelli etmesi için az da olsa katkı sağlamaları, yani fitilin ucunu ateşlemeleri için para veriyor. Ben İşid’e silah verdiklerine, para verdiklerine asla inanmıyorum. Ancak bunları verdilerse de ben bunda bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Amerika’nın CIA’i ve İsrail’in MOSSAD’ı birçok ülkedeki, farklı dünya görüşüne sahip teröristlerin, hepsine el altından silah veriyorlar. Teröristlerin yıkmaya çalıştıkları hükümetlerle de dostluk ilişkileri kurup, onlara da ayrıca silah sağlıyorlar.

Bu sebeple dünyada devamlı bir karmaşa hali yaşanıyor. Bu karmaşalardan ise sadece Amerika ve İsrail kar elde ediyor. Ancak onlara “Siz bunları niye yapıyorsunuz ?“ diye sorduğumuzda tebessüm ederek ,“ Bizim bunlarla ilgimiz yok” diyorlar. Eğer ki MİT gerçekten onların söylediği şeyleri yaptıysa, yani Irak’taki, Suriye’de ki örgütlere, direnişçilere silah ve para desteği verdiyse ve de onları hastanede tedavi ettirdiyse bence en doğrusunu yapmıştır. Belki de CIA’in, MOSSAD’ın kızgınlığı bundandır. Kendi taktiklerini Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın, en az onlar kadar iyi uygulayabilmesi, bunu başarabilmesi, bence onları agresifliğe yöneltmektedir.

Bizi devamlı tehdit ederek, panik yapmamızı, geri çekilmemizi istiyorlar. DNA hafızası başarılarla dolu olan bu millet, bu sinir harbini mutlaka kazanacaktır. Rusya’dan alacağı doğalgaz ve petrole tek alternatif olan, Türkiye üzerinden taşınacak, Ortadoğu petrollerini ve doğalgazını batının tehlikeye atması, söz konusu bile olamaz. Bunun gibi elimizi güçlü kılan birçok argümana sahip olduğumuzu biz de biliyoruz, onlar da. Ülkemizi yöneten insanlara karşı yapmış oldukları tavırların, içinin boş olduğu, zaman geçirmeden diledikleri özürlerden zaten bellidir.

Bir düşünürün söylediği bu öğretiyi asla unutmamalıyız; “ Hayatın önünüze çıkarttığı her engelde vazgeçerseniz, asla ilerleyemezsiniz. Oyunda kalmak ruhsal bir güç gerektirir. Engeller bu güçle aşılır”

BİR UMUTTUR YAŞAMAK
SEDAT PEKER
Ziyaretçi Defteri
reşat_alpfidan Gönderi no: 159557  /
reşat_alpfidan
sedat abi sizi görmek isterim ama nasıl görecem bilimiyorum size hayranım ceza evinde ben yatarkende senden hep konuşuyorduk abi bana bir numara versen seni arasam seni yakından görsem sevinirim
Malazgirtkizilelma Gönderi no: 153490  /
Malazgirtkizilelma
Abi nasip olsada sizi bir görsem aslında zatınıza çok yakın olup uzak kaldığım zamanlar çok oldu.RABBİM iki cihanda sizden razı olsun.
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız