Duyurular

MEKANIN CENNET OLSUN

Kıymetli dostlarım,

Rahmetli Salih Mirzabeyoğlu’nun ismini ilk olarak 1990 yılında Bayrampaşa cezaevinde duymuştum. İbda-c örgütü suçlamasıyla cezaevinde tutuklu bulunan arkadaşlarla aynı koğuşta kaldığımız zamanlarda bu ismi öğrenmiştim. O zaman da normal olmayan birşeyler olduğunu anlamıştım. Çünkü suçlanan arkadaşlar çoğunlukla üniversiteli ayrıca da sakin ve huzurlu olan kişilerdi. (Bilindik örgüt profiline ne ruhen ne bedenen uymuyorlardı.)

O tarihlerde ve sonrasında Necip Fazıl Kısakürek Üstadın büyük doğu projesinden etkilenip bu projeyi gerçekleştirmek için mücadele eden bu arkadaşlara normal standartların dışında eziyetler yapıldığına şahit oldum. Bunun sebebini ise bugün daha rahat anlayabiliyorum.

Henüz hiç kimse fetö örgütünü çözememişken bu arkadaşlar çıkardıkları derginin kapağında onların gerçek yüzünü deşifre etmişlerdi. Sonrasında kendi de tutuklandı ve 28 Şubat sürecinde cezaevinde çok işkence gördü. Bugün AK Parti-MHP ve BBP’nin oluşturduğu Cumhur ittifakına karşı en büyük muhalefet görevini gören gazeteciler işkenceden her yeri dağılmış Mirzabeyoğlu için ranzadan düşmüş ya da tıraş olurken yüzünü kesmiştir diye eğlenerek haber yaptılar.

Çocukluğumdan beri davası olan insanların hep çile çektiğine şahit oldum. Eğer insanın inandığı bir davası varsa cezaevine girmeyi de öldürülmeyi de göze alması gerekmektedir. Bunların hepsine eyvallah. Ancak düşmana bile onursuzluk yapmamak bence en doğru olandır.

O yaptıkları işkencelerle ve o görüntüleri gazetelerde teşhir ederek bence Salih Mirzabeyoğlu’ndan hiçbir şey alamadılar belki o an kendilerince karizmasını çizdiler. Fakat bizim gibi düşünenlere ise yaşadığımız sürece saygı duyacağımız unutmayacağımız bir hayat hikayesi bırakmasını sağladılar. Fetö örgütünün şahsıma yaptıklarını düşündükçe geriliyorum. Ancak benden daha fazla eziyet ettikleri Cennetmekan Salih Mirzabeyoğlu gibi dava adamlarını gördükçe de üzülüyorum.

Cennetmekan Salih Mirzabeyoğlu artık hak dünyaya intikal etti. Ancak ona bu zulümleri yaşatan 28 Şubatçılar adli kontrol kararıyla şu an için cezaevinde bile değiller. Yine bu zulmün baş mimarlarından fetöcüler ise lider kadrosu olarak çoğunlukla yurtdışlarında bir yerlerdeler. Dünyanın her coğrafyasında yaşayan vatan evlatları da dış politikada ülkemiz daha zor duruma girmesin diye şimdilik bunları sadece bulundukları ülkelerde keyif çatarken seyretmekteler.

Hayatı boyunca kitap yazmaktan başka bir eylemi olmayan insanı sadece fetöcülerin gerçek yüzünü teşhir etti diye 16 sene hücrede yatırmak bu günah 28 Şubatçıların ve fetöcülerin ortak günahıdır. Bu günahların hesabını sorabilmemiz için bence şu öğretiyi kendimize rehber olarak seçmeliyiz ”Zafer bir bedel öderseniz gelir.” Kendimize sormamız gereken soru şudur. Ne kadar bedel ödemeye hazırım.

Galiba bu vatanın öz evlatlarının gelecekleri ile ilgili plan yaparken yaşanmış bu haksızlıkların intikam meleği ben nasıl olurum. Eğer intikam meleği olmayı başarırsam ne kadar bedel öderim ve ben bu bedeli ödemeye hazır mıyım sorusunu ciddi olarak iç dünyamızda tartışmanın zamanının geldiğine inanıyorum. Görünen o ki Ortadoğu karanlığında ipin ucu puştun elinde. O vakit geldiği zaman şaşkınlık yaşamamak için şimdiden yukarıdaki satırlarda yazdığım öğretiyi beynimize yazmalı ve cevabını mutlaka bulmalıyız.

BİR UMUTTUR YAŞAMAK

REİS SEDAT PEKER

Ziyaretçi Defteri
Mesaj göndermek için ilgili alanları doldurunuz
Gönderinizde resminizin gözükmesi için facebook ile giriş yapınız. 
E-Mail Adresiniz
Mesajınız